Bugun...


Ali Riza TAHSİNOĞLU


Facebookta Paylaş









DEMOKRATİK BİLİNÇ KAZANIMI VE EĞİTİM İLİŞKİSİ
Tarih: 01-08-2016 22:30:00 Güncelleme: 01-08-2016 22:30:00


 

Günümüzde dünyanın değişik bölgelerinde yer alan birçok devlet demokratik olduğunu iddia etmektedir. Oysa gerçekte kavramın esas anlamı ile uygulamadaki anlamı arasında epey farklılık söz konusudur. Böyle ülkelerde çok anlam ifade etmeyen ve oldukça belirsiz olan demokrasi kavramı, doğal olarak temsili olmakta ve demokrasinin göstergesi olarak da yöneticilerin seçimle işbaşına gelmesi gösterilmektedir. Demokrasi; çoğunlukta olanların, azınlıkta kalanların da hak ve özgürlüklerine saygı göstererek, ülkeyi yönetme kültürünü edinmiş oldukları bir yönetim biçimi şeklinde algılanmayı gerektirir. Bu da düşünme yeteneğine sahip, sorumlu ve yetkin bireylerin, o toplumun tümünü ilgilendiren konu ve sorunlar hakkında bağlayıcı kararların alınmasına eşit olarak katılmaları demektir. Çevresinde olup bitene karşı duyarlı, özerk, eleştirel, katılımcı ve sorumlu davranma yeteneği kazanmış bireyler; demokrasi, insan hakları, barış, özgürlük ve eşitlik ilkelerine saygılı bir toplumun temelidir. İnsan duyduğunu ezberleyebilir; tavsiye edileni başkalarına tavsiye edebilir; fakat sadece yaptığını öğrenir. Demokratik yaşam, yine her koşulda kesintisiz demokratik yaşam yoluyla öğrenilebilir. Bu nedenle halkın iradesi, halkın rızası, halkın egemenliği gibi kavramlar salt kendi içlerinde yorumlanamazlar.

 

 Temelinde demokrasinin dayandığı değerler yer almaktadır. Bu değerler; aklın egemenliği, insana saygı, eşitlik, adalet, özgürlük gibi kavramları içermektedir.  Bunların içselleştirilmesi, benimsenmesi, özümsenmesi bir ülkede demokrasi kültürünün yerleşmesi açısından son derece önemlidir.  Öyle ise demokrasinin kurumsal boyutu ile birlikte, bireylere yaşam ve eğitim dengesinde kazandırılabilecek değer boyutunun da ele alınması gerekmektedir. Demokrasinin özünü oluşturan bu temel değerler nelerdir? Bunu açıklamadan önce genel anlamda temel değerlerin neler olduğuna değinmek gerekir. Bilindiği üzere temel değerler, bireylerin ve toplumların karakterlerini şekillendirerek, ahlaki ilkeler sağlayarak ve amaçlara yön vererek yaşama derinlemesine nüfuz etmektedirler.  Aksi halde, güçler dengesinin olmadığı, gücün gücü dengelemediği bir toplumda özgürlükler güvence altına alınamayacaktır.

 

 Demokrasi, ayırt edici özelliğini bu söz konusu temel değerlerden almaktadır. Bunların en önemlisi ve esaslı olanı da insana saygıdır. İnsan, tepkide bulunma ve gelişme potansiyeline, özgür irade gücüne sahip bir bendir, özdür. Saygı ise, insanı bir ben olarak, değerli bir bilinç ve irade merkezi olarak görmektir.  İnsana saygı demokrasinin esas değeridir. Bununla birlikte gerçeklik ve özgürlük de diğer temel değerler arasındadır ve üçü birlikte hem mantıksal olarak hem de uygulamada yakın ilişkili değerlerdir. Saygı ve özgürlük kavramları birbiriyle içten ilişkilidir. Demokrasinin nesnel koşullarının oluşmasında da itici güç olan; insana ve insan haklarına saygıyı, sevgiyi temel amaç edinen; hoşgörü, uzlaşma ve özgürlük anlayışına`dayanan ‘demokratik kültür’dür. Demokratik kültür, bağımsız düşünebilen, bireysel ayrılıklara saygı duyan, kaba güce karşı olan, hedefe bilimin yol göstericiliğinde varılabileceğine inanan, duygu ve düşünce kanalları açık; siyasal çoğunluğu ve sosyal hukuk devletini savunan bireylerin edinmiş olduğu davranışlar bütünüdür. Bunlar: Kardeşlik, hoşgörü, tarafsızlık gibi kavramlardır. Hatta özgürlük, adalet ve gerçekli kavramlarının bile insana saygıdan türediğini söylemek mümkündür. Çünkü bu değerler olmadan demokrasinin mantıksal yönü ortadan kalkar ve doğal olarak uygulamadaki inandırıcılığı da zayıflar.

Konuya demokrasi ve eğitim ilişkisi yönünden bakılınca nasıl bir eğitim? Sorusu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu sorunun yanıtı da; aklı özgürleştiren eğitim; yetiştirilmiş insandan daha çok eğitilmiş insanı hedefleyen eğitim olmalıdır. Eğitim, bireyin aklını kullanmayı öğrenmesine, hayal gücünü kullanarak yaratıcılığını geliştirmesine, demokrasinin temel değerlerini sorgulayarak öğrenmesine ve bunları içselleştirerek duyarlık kazanmasına uygun olmalıdır. Aksi halde bireyin aklına hitap etmeyen; öğretmenin kendi düşüncesini, doğrularını kabul ettirmeye çalıştığı zorlayıcı, baskıcı bir eğitimle bu bilinçlenmenin gerçekleştirilmesi neredeyse imkânsız gibidir.

 

Bir insanın eğitilmiş olması için bir konuda beceri ya da ustalık kazanması yeterli değildir. Böyle bir kişi olsa olsa‘iyi-bilgilendirilmiş bir insan ya da bilgili insan olur. Eğitilmiş olmak olgu ve olayların niçinleri ve ilkeleri üzerinde durmayı ve aynı zamanda bunların anlaşılmış olmasını gerektirir. Geleneksel eğitim, toplumdaki değerlerin eleştirel olmayan bir biçimde öğrenilmesini ve özümsenmesini hedeflemekteydi. Cesaret, ancak, özgür iradeye dayalı bir tercih olduğunda değer kazanır; gerçek cesaret özgürlüğü gerektirir ve özgürlük de eleştirel düşünceyi uyandıran bir eğitimle en iyi biçimde geliştirilebilir. Eğitilmiş olmanın belli bir bilgiye sahip olmayı öngördüğü, bunun ise salt bilgi ile değil; bu bilginin temelinde yatan ilkelerin de anlaşılmış olması ile gerçekleşebileceği söylenebilir. Bir insanın eğitilmiş bir birey olarak nitelenebilmesi için sahip olduğu bilginin olgu ve olaylara bakış açısına yansıması gerekir. Bilginin hareketsiz değil, dinamik olması ve içselleştirilmiş, özümlenmiş olması gerekir. Eğitilmiş insan, çok daha derinlemesine düşünen, neden ve niçinleri sorgulayan bir birey olmak durumundadır.

 

Bilgisizlik gelişmeyi, seçme yapma yeteneğini ve buna bağlı eylemleri sınırlar. Bu nedenle bireylerin bilgisiz bırakılması ve doğal olarak gelişimlerinin sınırlandırılması, insana saygının da inkârı anlamını taşımaktadır. İnsana saygı, onun potansiyel güçlerinin geliştirilmesinin olanaklar ölçüsünde yasaksız olmasını gerektirir.  Günümüzde eğitilmiş insanlar yerine talim edilmiş, yarı-aydın tipi denebilecek insanlar yetiştirilmektedir. Bu nedenledir ki, demokrasinin temel değerleri zihinlere ve gönüllere yerleştirilememektedir. Okullarda yararcı amaçlar ısrarlı bir şekilde vurgulanırken, ahlaki ve kültürel inançların geçerliği sorgulanmamaktadır. Kuşkusuz eğitim yalnızca okul duvarları arasında gerçekleşen bir süreç değildir. Toplumsal dokunun her bir parçası eğitime katkıda bulunur ve bunlar sonuçta zihinsel yapıyı oluştururlar. Çünkü demokratik yaşam ancak demokrasinin özünü oluşturan değerlerin toplumda kök salmasıyla sağlıklı bir yapıya kavuşabilir. Kısacası, demokrasi ancak ve ancak onu oluşturan değerlerin biçimlendirdiği bir gelenek içinde yetişen bireylerce nitelikli ve etkili bir yaşam biçimi haline getirilebilir.

 

Genel anlamda temel hak ve özgürlüklerin güvencede olduğu bir çoğunluk yönetimi olarak tanımlanabilen demokrasi, sadece bir hükümet şekli olarak değil, belli bir idare tarzını yansıtan ahlaki, siyasi bir anlayışla birlikte düşünülmesi gereken bir kavramdır. Bu yönüyle demokrasi, insan hak ve özgürlüklerine saygı göstermeye, insan kişiliğinin değerine inanmaya dayalı bir yaşam biçimi olarak algılanmayı gerektirir. Demokrasi, niteliksel olarak zenginleşen bir yaşam biçimi olduğundan; tıpkı aşk gibi, sevda gibi yalnızca yaşanabilir ve ancak yaşandıkça anlaşılabilir. İnsanı insan yapan en temel özellik duyarlıktır ve demokratik kültür birikiminin oluşması da ancak duyarlık eğitimini amaç edinen öğretme–öğrenme süreçleriyle kazandırılabilir. Toplumsal yaşamı gerçekleştirmenin temel yolu; demokratik anlayışa dayalı bir eğitim sistemi ile öğrencilere demokratik kültür dokusunu yapılandıran davranışların kazandırılmasından geçmektedir. Demokratik kültür bilinci edinmiş bireylerin sayısal varlığı, toplumun demokratik toplum olma özelliğini belirleyen en önemli değişkendir.

 

Bir ülkenin insanlarının tutum ve davranışlarının demokratik niteliği ile ülkedeki demokrasinin düzeyi arasında sıkı bir ilişkinin varlığına işaret etmektedirler. Bir ülkedeki demokrasi düzeyinin geliştirilmesi için bireylerde demokratik kültür bilincinin oluşmasına özen gösterilmeli ve bunun eğitimine de okul eğitimden başlanmalıdır. Çünkü demokratik kültür bilinci çocuklara çok küçük yaşlardan başlayarak ve ancak yaşantılar yoluyla kazandırılabilir.

 

 



Bu yazı 4773 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
FOTO GALERİ
  • Komik
    Komik
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • Fantastik
    Fantastik
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. Komik
  2. Bebişler
  3. Yurdum İnsanı
  4. Fantastik
  5. ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
    KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
  • İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
    İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
  • IĞDIR İL KÜLTÜR MÜDÜRÜ OSMAN AYYILDIZ
    resim yok
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  • BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
    BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  • DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
    DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
  1. KARSLILAR EDİRNE VALİSİNİ İSTİFAYA DAVET ETTİ.
  2. İSİAD DÜNYANIN EN BÜYÜK SANAYİ SİTESİNİ KURUYOR
  3. IĞDIR İL KÜLTÜR MÜDÜRÜ OSMAN AYYILDIZ
  4. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ KURULTAYI
  5. BİZ KARAPAPAK TÜRKLERİYİZ
  6. DÜNYA KARAPAPAK TÜRKLERİ azerbaycan
VİDEO GALERİ
YUKARI