Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
================================================================
2.22
2.78
0.00

IĞDIR BÖLGENİN TİCARET TURİZM VE DİNLENCE MERKEZİ OLUYOR:

IĞDIR BÖLGENİN TİCARET TURİZM VE DİNLENCE MERKEZİ OLUYOR:

Dinlenmek, eğlenmek, görmek ve tanımak gibi amaçlarla yapılan geziler ve bir ülkeye veya bir bölgeye gezmen çekmek için alınan ekonomik, kültürel, eğlence ve dinlence amaçlı kurulmuş sosyal tesisler ve teknik önlemlerle, yapılan çalışmaların tümüdür.

23 Temmuz 2010 14:29
font boyutu küçülsün büyüsün


Dinlenmek, eğlenmek, görmek ve tanımak gibi amaçlarla yapılan geziler ve bir ülkeye veya bir bölgeye gezmen çekmek için alınan ekonomik, kültürel, eğlence ve dinlence amaçlı kurulmuş sosyal tesisler ve teknik önlemlerle, yapılan çalışmaların tümüdür.

Turistik gezi, insanların sadece bir yerden bir yere gitmesi değil kültürel, ekonomik ve toplumsal olarak da iletişim içinde olmalarıdır. Turizm sayesinde insanlar hem diğer ülkelerin güzelliklerini görmüş bilgi edinmiş olurlar hemde gittikleri ülkeye gördükleri yerler karşılığından para kazandırırlar. Yani turizm ziyaret edilen ülkenin ekonomisine de büyük katkı sağlar   
 
      İlimiz bir sınır kenti, üstelikte yanlış bilinmiyorsa dünyada sadece üç ülkeye sınırı yani üç devlete giriş-çıkış kapısı olan tek il. Sanayi pek yok, Tarım idare eder ve etmez arasında hayvancılık ise halk tabiri ile bitmiş durumda. Hal böyle olunca vatandaşın gözü ister istemez sınır kapılarında. Hatta Son zamanlarda sınır kapılarının açılması söz konusu olunca ığdırda bir takım gelişmeler yaşandı, sınır kapıları ve ilimizde kurulması planlanan  serbest bölgenin konuşulmasıyla birlikte  birçok ünlü marka ve gros marketlerin ığdıra gelmesine sebep olmuş ve markalar arasında yapılan fiyat ve kalite rekabeti  ığdırı bölgenin alışveriş anlamında hem  en ucuz şehri hemde   cazibe merkezi haline getirmiştir.
Bu şehir artık gözünü turizm sektörüne  dikmiş durumda . İster inanç turizmi, ister kültür turizmi, ister dağ ve doğa sporları turizmi olsun; dünyada ki pek çok ülke ve şehir gibi bu sektörden para kazanmak hedeflenmeli. Herkes şehrin stratejik konumundan güzelliğinden, özelliğinden bahsediyor, ancak bunların para edeceği kimsenin aklına gelmiyordu,  son yıllar ığdır valiliğince düzenlenen ağrıdağı korhan yaylası şenlikleri, ığdır kar şenlikleri, nevruz şenlikleri, ığdır nahçivan dostluk ve dayanışma festivali, herkes için spor şenlikleri, kayısı festivali, 30 ağustos ağrı dağı zafer tırmanışı gibi etkinlikler sayesinde gerek iran, azerbaycan vatandaşları gerekse çevre illerde yaşayan vatandaşların ığdıra gelmesiyle ığdırın tanıtılmasına katkı sağlamış ve ilimizde gözle görülür derecede bir haraketlilik gözlenmiştir. Iğdır ülkemizin en uç noktasında olmasına rağmen bölgede en çok (Nahçivan ve İran) turist girdisi olan iller arasında, fakat konum itibariyle (Erivan Tiflis Nahçivan Bakü Tahran Tebriz) gibi bir çok başkent ve metropol şehirin  geçiş noktası ve merkezinde bulunan ığdır artık bu konumunu iyi değerlendirmeli hem  bu şehirlerin turizm pazarlamasını ığdır üzerinden yapmalı hemde bölgenin turizm ticaret ve dinlence merkezi haline getirilmeli. Bilindiği gibi ülkemize en çok gelen yabancıların başında iranlı turisler gelmektedir, yıllık irandan ülkemize gezmek ve eğlenmek için gelen turist sayısı resmi rakamlara göre 1 buçuk milyon, bu sayının yılda 300 binini ığdıra çekmeyi başarırsak bu rakamın ığdır kasasına bırakacağı döviz en az 100 milyon dolardır. Bunun gerçekleşmesi içinde ığdırdaki bir takım eksiklikleri tamamlamalıyız, mesela bulakbaşı mesire alanında hakveyis botanik gölde bir takım düzenlemeler yapmalı ve ığdırda yapılması düşünülen nuhun bağı ve türbesi inanç  turizmi açısından oldukça önemli bir proje olmakla birlikte ilimizde  yapılan festival ve şenliklerin sayısı artırılmalı ayrıca yapılan organizasyonlarda İran ve Azerbaycanın resmi tatil günleride dikkate alınarak aynı günlere denk getirilmeli. Ayrıca turizme yönelik park bahçe orta refüj düzenlemeleri, şehrin  gece ışıklandırmaları ve reklam panolarıyla dinlence ve mesire yerlerinin tanıtılması, olimpik yüzme havuzları ve doğa sporları merkezlerinin kurulması gibi  bir takım çalışmalarda ığdırın 2010-2015 yılı turizm rotası içine alınmalı.  Turizme yönelik çalışmalar tamamlandığında görülecektir ki kendiliğinden tüm kapılar açılmış, oteller içinde bulundukları durumdan kurtulmuş ve ticaret canlanarak başka sektörleri de tetiklemiş olacaktır.
 
 
TURİZM YÖNÜYLE IĞDIR
Bir çok uygarlığın izlerini bünyesinde barındıran Iğdır , tarihi ve kültürel değerlerin yanısıra bozulmamış doğal kokusu, avrupanın  ve Türkiyenin en yüksek dağı olan ve tüm dünya dinlerinin anası olarak adlandırılan Ağrı Dağı, Nuhun Gemisi, Korhan Kalesi, Korhan Yaylası,  Kara Kilise, Korhan Meteor Çukurları, Korhan Yaylası Açık Hava Müze alanları, Zerdüşt Tapınma Merkezleri, Bulakbaşı Ahura Mazda Suyu, Ahura Buzulu,  Cehenem Vadisi, kutsal kitaplarda adı geçen adem ile havvanın yaşadığı İrem Bahçesi, Eski Kaya Mezarlıklar, Süreyya Çeşmesi, Hakmehmet Beraderi Şemsi Tebrizi Türbesi, Karakoyunlu Babek Mağarası, Gökçeli Şehit Ağacı, Karakoyunlu Açık Hava Müzesi, Tuz Mağaraları, Tuzluca Mesire Yerleri ve doğal güzellikleri, Aras vadisi kuş zenginlikleri, Pamuk Dağı Kayak Merkezi, Melekli Kültepe,  Türkiye’ nin en yüksek anıtı olan Iğdır Anıt ve Müzesi, Tarihi Ejder kervansarayı, Kümbetler, Tarihi Koçbaşı Mezar Taşları ve dünyada eşi benzeri olmayan üç ülkeye sınır olma gibi özellikleri  ile son yıllar ülkemiz ve dünya  turizmi açısından kendisine önemli yer edinmiştir.                        Ayrıca güneşin ülkemize ilk doğduğu yer olarak bilinen ığdır;  Güneşin Doğduğu Kent, Nuhun Arka Bahçesi, Festivaller Şehri,  Nuh’un şehri,  Tarihin Tanığı, Doğunun Çukur 0vası, Sürmeli Vadisi, Asyanın Kapısı, Kafkasyanın merkezi,  Medeniyetler Beşiği  gibi farklı isimlerle anılmaktadır.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
IĞDIRIN TARİHİ TURİSTİK YERLERİ VE DOĞAL GÜZELLİKLERİ:::::::
1-    AMARAT KÜMBETİ:  Merkeze  yaklaşık olarak 10 km uzaklıkta bulunan bu tarihi yapıt ığdırın Çakırtaş köyünde bulunmaktadır. yapıt oldukça zengin mimari işlemelerin yanı sıra  bölgede yapılan her türlü sefer ve etkinlikleride  bir not defteri gibi üzerinde barındırmaktadır. Bu yapıt bir çok tahribata uğramasına rağmen hala cazibeliğini korumaktadır.bu eser hakkında resmi kaynaklarda pek çok geniş bilgi mevcut değildir, şayet   yapıtın üzerindeki yazılar ve işaretler okutturulursa ığdırın tarihi hakkında daha geniş bilgiler ortaya çıkacaktır.kümbet yeniden elden geçirildiği taktirde bölgenin en güzel ve en         önemli tarihi eserleri arasında yerini alacaktır.
 
2-    KARAKALE : Çok eski bir yerleşim yeri olan bu tarihi yapıt şehrin batı kesminde tuzluca mevki ermenistan        sınırına yakın aras nehri üzerinde kurulmuştur, kuruluşu ise urarturlar yada daha eskilere dayanmaktadır dünyanın ilk fuarının burada açıldığı söylenmektedir 1664 ve 1840 meydana gelen depremlerde kale duvarları büyük ölçüde hasar görmüş ve yıkılmıştır...
3-    IĞDIR EJDER KERVANSARAYI:Iğdır il merkezine 15 km uzaklıkta  Harmandöven köyü yanında yer alan tarihe tanıklık etmiş bu Kervansaray bölgedeki ayakta kaln en eski Türk eserlerinden biridir. yapıt Batum Tiflis Bakü Şirvan Divin ve Anı’den gelen kervanların konaklama yeri olarak kullanılmıştır.12.asırda surmari emri şerafettin ejder tarafından yaptırılmıştır. Avlusunun kapalı hol sistemi planı ve gösterdiği süsleme özelliklerinden doğu batı doxrultusunda uzanan han dikdörtgen planlıdır, dışardan kulelerle desteklenmiş formu ile bir kale görünümü arzetmektedir,plan olarak önde üç bölmeli sahın ve arkada üç nefli kapalı hol sisteminden ibarettir.  Oldukça zengin motiflerle süslenmiş bu tarihi yapıt  aynı zamanda Anadolu Selçuklularının ticari zenginliğini organizasyon güçlerini ve yüksek kültürlerini  günümüze yansıtmaktadır. Yapıt 2008 yılında il Özel İdaresi tarafından yeniden restora edilerek turizme kazandırılmıştır.
 
 
4-     ALİ EKBER TUFAN (Ramazan) ANITI: ığdır merkeze bağlı melekli beldesindnde bulunan bu anıt 1918 yılında sürmeli çukurunda kurulan ARAS TÜRK HÜKÜMET’inde  milletvekili olarak görev alan Ali Ekber TUFAN adına yapılmıştır. Anıt ığdır merkezden 3 km uzaklıkta olup görmeye değer bir yerdir ayrıca anıtın bulunduğu mezarlık arkasında yaklaşık 1500 yıllık eski melekli kabristanınıda koçbaşlı mezar taşları ve diğer eski kalıntıları da görmeniz mümkündür.
5-    KÜLTEPE (URARTU TEPELERİ)   : merkeze bağlı melekli kasabası sınırları içerisinde bulunan bu tarihi mekanda  1913 yılında yapılan kazılarda  bir urartu mezarlığı ortaya çıkarılmış ayrıca bir çok süs eşyaları, silehlar ve mühürler bulunmuştur. Halk  arasında kara kireler yada ağrının etekleri olarakta   adlandırılan bu tepeler aynı zamanda  temiz bir hava solumanın güzel bir manzara seyretmek isteyenlerin arabayla 10 dakikada gidebileceği bir yerdir.tepeden ağrı dağı istikametine doğru ilerledikçe dağ lalesi , kekikotu,papatya,nane ,kaplunbağa,tavşan,keklik,kurt,yılan,bukalemun,kirpi,ve diğer yabani hayvanların yanı sıra  bir çok oldukça eski  tarihi  mezarlarada rastlayabilirsiniz.
 
 
6-    TARİHİ BABEK MAĞARASI: Mağara ığdır il merkezine 10 km uzaklıkta Karakoyunlu ilçe sınırlarındadır. mağara iki odalı olup turizim açısından oldukça önemli ve görmeğe değer bir yerdir. bilindiği  Odlar Yurdu olarak bilinen  (Tebriz Bakü Tiflis Erivan Kars) coğrafyada ilkez bir kültür savaşı başlatan  BABEK  832 ci yıllarda  islam dini adı altında arap kültürünü Türklere empoze etmeye çalışanlara karşı  bir savaş başlatmıştır, ve bu savaş 22 yıl defalarca zaferle sonuçlanmıştır daha sonra abbasilere yenik düşen  babek bir müdet aras nehrini geçerek ağrıdağının kıyısında düz bir ovanın yamacında bulunan bir mağarada yaşamını sürdürmüştür ve daha sonra  afşin tarafından pusuya düşürülerek yakalanıp  samara şehrine halife mutasım huzurunda kolları bacakları kesildikten sonra 3 kez iğdam edilmiştir.
 
7-      BALAHANA: Iğdır  yöresine ait bu yöresel evler halk tarafından Balahana olarak adlandırılmaktadır, bu ev türlerine ayrıca Tebriz Nahçivan Maku, Erevan Kars Ardahan bölgelerindede rastlamanız mümkündür. Günümüz türkçesinde dubleks anlamına gelen bu evler babanın oğul evlendirmesiyle mevcut evin üst katına bir kat daha eklenmesiyle oluşmaktadır.
 
8-      BULAKBAŞI: Yöre halkı tarafından Karasu çayı yada ahura mazda (tanrının bahşettiği kutsal su)  suyu olarakta adlandırılan bu mesire ve piknik yeri ığdırın taşburun nahiyesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Bu çayın çevresi çok güzel doğa manzarası sunmakla beraber, ayrıca su samuru, güney amerikadan sonra ilk kez bulakbaşında görülen su maymunu,(koypu) su kaplunbağaları ve zengin kuş ve balık çeşitleriyle sizleri adeta büyüler. ayrıca burada  tatlı su balığıda avlanmanız mümkündür.
 
9-    GÖKÇELİ ŞEHİT AĞACI: Karakoyunlu ilçesi gökçeli köyünde bulunan bu tarihi ağaç bir Türk subayı için kendini feda eden ELDENİZ adlı bir Azerbaycan vatandaşının  anısına Türk subayı tarafından diktirilmiştir, ağaç yöre halkı tarafından kutsal olarak benimsendiği için kesinlikle bir dal dahi koparılmaz,  etrafında kötü söz konuşulm ayrıca ilk bahar aylarında ağacın gövdesinden yöre halkı tarafından şehit kanı olarak adlandırılan kırmızı sular akmaktadır.
 
10- HALIKIŞLAK  :  Iğdır ili Tuzluca ilçesine yaklaşık 10 km uzaklıkta olan bu köy  ermenistan sınırına oldukça yakın olmakla birlikte eskiden prinç üretiminin en yoğun olduğu yer olarak  bilinmektedir piknik ve mesire yeri olarak gidebileceğiniz en güzel yerlerden biridir.
 
11- TUZLUCA MESİRE YERLERİ:     Doğu Karadeniz  yaylalarını andıran bu ilçemizde doğal güzelliklere , tabi su kaynaklarına, zengin çiçek çeşitlerine balık ,yabani hayvan türleri, işlenmiş taş parçaları ve tarihi kalıntılara rastlamanız  mümkündür. bunları Hamurkesen Kelekli, Çiçekli, Üçkaya(Ekerek) Gaziler Demirsıkan, Tuzluca tuz mağaraları, Tekaltı dağı, Karataş, köroğlu mağarası ve setterhan tepesi olarak sıralayabiliriz..
 
 
 
12-  DÜNYA DİNLERİNİN ANASI IĞDIR AĞRI DAĞI : Müslüman Hiristiyan Katolik Zerdüşt Ateşperestlik gibi bir çok dinin ve medeniyetlerin merkezi olarak bilinen  Ağrı Dağı, çeşitli geleneklerde farklı şekilde adlandırılmıştır. Yakut dilinde “Ağr”, Selçuklu Türkleri’nde “Eğri Dağ”, bazen de “Ağır Dağ”, İranlı’larda “Kûh-ı Nûh”, Araplar’da Büyük Ağrı’ya “Cebelü’l-hâris”, Küçük Ağrı’ya ise “Cebelü’l-huveyris” isimleri verilmiştir. Ermeniler bu dağa “Massis” veya “Masik” derken, bu dağın dört bir etrafında asırlardan beri yaşayan (Tebriz Maku Nahçivan Erivan, Kars, Iğdır) gibi eski Azerbaycan Türkleri bu dağa ER-ARVAT yani dağ çift olduğu için büyüğüne ER (koca) küçüğüne ise avrat (arvat) karıkoca ismini vermektedirler. Bu nedenlede kutsal kitaplara ararat yada erarvat olarak geçtiği düşünülen bu dağa Batı coğrafyacıları “Ararat”demektedir. Ararat adının Nuh söylencesinden geldiği belirtilir. MÖ Ortadoğu tarihinin en geleneksel kaynağı olarak kabul edilen ve Musa tarafından yazıldığı ileri sürülen Eski Ahid’in (Tevrat) beş kitabından ilki olan Tekvin’de Ararat ilk kez şöyle geçmektedir: “Ve gemi yedinci ayda, ayın on yedinci gününde Ararat Dağları üzerine oturdu” (8. Bap 4. Ayet). Ağrı Dağı’na Ararat denmesi de, Tevrat’ta geçen Ararat Dağları’nın Ağrı Dağı ile aynı sayılmasından kaynaklanmıştır.
 
13-  ZERDÜŞ TAPINAĞI: Ağrı dağı korhan yaylası mevki Ahura buzulu aşağısında   bu tarihi yapıtlara sıkça rastlamanız mümkündür, yapıtlar hakkında resmi kaynaklarda herhangi bir bilgi belgeye rastlanılmamakta olup,  yöre halkı tarafından eski ateşperest Türklerden kalma zerdüşt tapınma merkezleri olarak adlandırılmaktadır, ZERDÜŞTLÜK: Dinler arasında, tek tanrı inanışına yer vermesi bakımından, en dikkat çekicisi Zerdüştilik 'tir. Bu din, adını kurucusundan alır. Bu dine, dayandığı tek tanrı Ahura Mazdah 'a nispeten “Mazdeizm” de denirzerdüştlük dinini kısaca 3 kelimeyle özetlemek mümkündür İyi düşün, İyi konuş, İyi işler yap. Zerdüştlerin sayısı Bugün 40.000 'ni İran 100.000 'i Hindistan 'da olmak üzere yaklaşık 200.000 kadar olup geriye kalan büyük bölümü İngiltere, ABD, Pakistan, Kanada’da yaşamaktadır. Zerdüşt 'ün doğumu, M.Ö. 570 olarak tahmin edilmektedir. Zerdüşt, İran dinleri üzerinde önemli bir etki bırakmıştır. Tektanrılı bir inanç telkin ettiği için onu bir peygamber olarak kabul edenler bulunduğu gibi, ona bir hakim veya şaman olarak bakanlar da vardır. Gatha 'lar diye adlandırılan kutsal metinler ona dayandırılır.
Zerdüşt, Yüce Tanrı olarak telkin ettiği Ahura Mazdah ile yakın irtibatı bulunduğunu ilan etti. Ona göre alemlerde mücadele eden, İyilik ve Kötülük diye adlandırılan iki asli ruh (ilkine “Spenta Mainyu”, ikincisine “Angra Mainyu” denilir) var idi. Ahura Mazdah 'ın bu iki ruhla alakasını bugün pek iyi bilemesek de O, iyilikle beraberdir. İnsanoğlu, bu iki ruh arasından birini seçmeye mecburdur ve seçimi onun kaderini etkileyecektir.
 
14- ARAS NEHRİ:    Bölgede en çok kuş türünün barındığı yer olarak bilinen aras nehri Yörede bu nehirle ilgili çeşitli efsaneler anlatılmaktadır. kimi yazarlar asırlar boyu tek dili konuşan bu coğrafyayı  tek vucuda benzeterek Aras nehrini ise bu vucudun kan damarlarına benzetmiştir, kimi şairler onu ayrılıkçı vaist olmakla suçlamış, kimileride arası birbirinden ayrı düşen halkların göz yaşlarının oluşturduğu kutsal bir nehir olarak nitelendirmişlerdir. bölge halkı özelikle culfa  nahçivan bölgesinde yaşayan halk her yıl Nevruz bayramında bu nehrin etrafında toplanarak bayramlaşıp hasret giderirler, 
 
 
15-  KOÇ BAŞLI MEZARLAR :Hemen hemen Iğdır Ovası''ndaki bütün eski mezarlıklarda bulunan koç başlı mezarlar, Karakoyunlu-lar döneminden kalmadır. Bu mezar taşları yiğit ve kahraman kişiler ile genç yaşta ölen delikanlıların mezarlarına dikilirdi. ığdır mezarlıklarında gördüğümüz bu tarihi mezar taşları ayrıca karakoyunlu melekli taşburun dize cennetabat yaycı küllük hakmehmet kuzeyden kasımcan oba alikamerli amarat necefali kadıkışlak Akyumak gibi küylerimizin yanısıra nahçivan ve tebriz bölgelerinde rastlamak mümkündür.
 
16- KORHAN METEOR ÇUKURLARI : ığdır il merkezinden yaklaşık 35 km uzaklıkta Karakoyunlu Korhan yaylası sınırları içerisinde yer alan bu çukur göktaşının düşmesiyle meydana gelmiş önemli bir cazibe merkezidir. Çukurun etrafında bir çok işlenmiş taşlara da rastlamanız mümkündür, zengin doğa manzarasıyla ve dünyanın hiçbir yerinde rastlayamayacağınız çiçek florasıyla bir renk cümbüşü olan bu yer aynı anda üç devleti görme ( İran, Nahçivan, Ermenistan) imkanıda sunuyor sizlere,ayrıca Korhan yaylası eski tarihi orman aşağısında’ da bulunan iki ayrı meteor çukuru’ da çok dikkat çekicidir. fotoğraf düşkünleri ve yürüyüşü sevenler içinde ideal bir yerdir.
17-           AHURA ÖREN YERİ : Dünya dinlerinin anası olarakta adlandırılan  Ağrı Dağı, eteklerinde bulunan Ahura (Yenidoğan), günümüzden 2200 yıl önce Artaksiyaslılaf tarafından bir dini ibadet merkezi olarak kurulmuştur. Ancak; 1840''ta meydana gelen deprem nedeniyle, dağdan yuvarlanan büyük kayalar ve çamur, köyü örterek yok etmiştir. Burada, halen eski değirmen taşları su ve sandık tağlarla birlikte eski bir köy yerleşim mezarlığı bulunmaktadır.
18- IĞDIR ANIT VE MÜZESİ : 01 AĞUSTOS - 1997 tarihinde yapımına başlanmış ve 05 EKİM 1999 tarihinde açılışı yapılmıştır. 1.3 Hektar alan üzerine oturtulmuştur. Yerden yüksekliği 43.50 metredir. Halen Türkiye’nin en yüksek Anıtıdır. Alt kısmı 350 m alanı ile Müze üst kısımı 5 kılıçtan oluşan Anıttan ibarettir.Anıtın kılıçlarının granitleri Çin’den, diğer mermer, granit, taş, seramik gibi malzemeler Türkiye’nin diğer bölgelerinden getirilmiştir.Çanakkaledeki Şehitlik Anıtı ile, paralellik arz eder. En eski Türk Devletinden Cumhuriyetimize kadar geçen evre kılıçların kabzalarında tunç döküm rölyeflerle anlatılmaya çalışılmıştır.Arkasındaki Ağrı Dağı ile bir tablo oluşturur. Müzede; 1915-1918 tarihleri arasında Bölgede yaşayan Ermeni vahşetinden geriye kalan ve toplu mezarlardan çıkarılan belgeler, fotoğraflar ve diğer metaryeller sergilenmektedir.
 
19- HAKMEHMET ZİYAREGAHI: yine resmi kaynaklarda  herhangi bir geniş bilgiye rastlamamakla birlikte yöre halkı tarafından şemsi berader (Şemsi tebrizinin kardeşinin mezarı) yada ziyaretgah olarak adlandırılmaktadır yöre halkı tarafından kutsal mekan olarak bilinen bu yapıt her yıl muharem ayında aşura günü ziyaret akınına uğramaktadır.
 
20- GÖDEKLİ KÜMBETİ : Aralık İlçesi’ne 15 km. uzaklıkta, Devlet Üretme Çiftliği arazisi içerisinde, girişte sağ tarafta eski bir mezarlık içerisinde yer alan Kümbet, Hacı îbrahim Gödek adına yaptırılmıştır. Kümbetin Hacı İbrahim Gödek’in kendisi tarafından mı, yoksa öldükten sonra onun adına mı yaptırıldığı konusunda herhangi bir bilgi yoktur.Kümbetin iç tarafında yan yana üç mezar bulunmaktadır. Bugün tahrip olan bu mezarların baş taşlan mevcuttur. Bunlardan girişin karşısında sağdaki mavi boyalı olup, üzerinde altı satırlık yazı mevcuttur. Taş iki taraftan bîr şerit içerisinde baklava motifleri ile ortada yuvarlak kemer altındaki kitabede mezar taşının Kurban kızı Şerife Gülsüm’e ait olduğu anlaşılmaktadır.
 
21- NUHUN GEMİSİ:  Büyük Tufan’ın ardından Nuh’un gemisinin oturduğu rivayet edilen Ağrı Dağı korhan yaylasına  Greenpeace tarafından   inşa edilen daha sonra ığdır valiliği tarafından ığdır anıt müze bahçesine taşınan gemi ığdırda görmeye değer yerler arasındadır. NUHUN TÜRBESİ: Iğdır suveren yokuşu Erhacı kırmızı tepe yakınlarında bulunan ve yöre halkı tarafından tufandan sonra Hz. Nuh’un üzerinde  ilk namaz kıldığı taş olarak bilinen bu kalıntı üzerine ığdır valiliği tarafından Hz. Nuh adına bir türbe inşaası düşünülmektedir. Proje gerçekleştiği anda ığdır inanç turizmi açısından bölenin en önemli cazibe merkezi haline gelecektir.   İREM BAHÇESİ: kutsal kitaplarda belirtildiğine göre adem ile havvanın birlikte yaşadığı irem bahçesi ağrı dağının kuzeyinde aras ırmağı vadisinde bir yerdedir. Bu rivayetlerden yola çıkarak ığdır valiliği ve belediyesince hakveyis mahalesinde bulunan botanik göl etrafında sembolik olarak irem bahçesinin inşaası başlatılmış olup projenin %40 tamamlanmış ve mali yetersizlikten dolayı bekletilmektedir .    MÖ. Ortadoğu tarihinin en geleneksel kaynağı olarak kabul edilen ve Musa tarafından yazıldığı ileri sürülen Eski Ahid’in (Tevrat) beş kitabından ilki olan Tekvin’de Ararat ilk kez şöyle geçmektedir: “Ve gemi yedinci ayda, ayın on yedinci gününde Ararat Dağları üzerine oturdu” (8. Bap 4. Ayet). Ağrı Dağı’na Ararat denmesi de, Tevrat’ta geçen Ararat Dağları’nın Ağrı Dağı ile aynı sayılmasından kaynaklanmıştır.
 
 
22-    ERHACI AÇIK HAVA MÜZESİ
Aşağı Erhacı köyünde bulunan bu tarihi alan Iğdırın en önemli tarihi mekanlarından sayılmakta olup  köy ortasında adeta bir höyük tepeyi andırmaktadır, bu tepenin ortasında ilginç bir tarihi mağara ve dört bir etrafında eski yazılarla işlenmiş kaya mezarlar, koçbaşlı mezar taşları, ve bir çok ilginç motiflerle süslenmiş  kaya parçaları mevcuttur, Nuh tepesi olarak adlandırılan  bu tepe aynı zamanda yöre halkı tarafından ziyaretgah olarakta kabul edilmektedir,  yöre halkından alınan bilgilere  göre Hz. Nuh’un gemisinin karaya oturduktan sonra ilk kurbanı burada kestiğine inanılmakta ve hala günümüze kadar burada kurbanlar kesilip adaklar yapılmaktadır.
 
23-      DİNAZOR TEPESİ (URUSUN BUCAĞI)
Melekli Beldesinde bulunan bu ilginç kalıntı yöre halkınca urus’un bucağı yada dinazor tepe ismiyle anılan mevkide bulunmaktadır. Yöre halkı tarafından kaya dinazorla ilgili bir çok efsaneler anlatılmaktadır. Söylenceye göre urus’ un bucağı mevkide APATOSAURUS türünden bir dinazor yaşarmış ve yörede yaşayan insanlar buna kısacası urus dermiş.  urus un bucağı mevkisi isminide bu dinazorun uzantısından almış, dinazor otçul ve zararsız ve yöre halkı tarafından çok sevilirmiş, Ağrı Dağının patlaması sonucu Apatosaurus püsküren lavlar altında kalarak taşlaşarak  fosil haline gelmiş. Günümüzde aynı mevkide apatosaurus soyundan geldiğine inanılan iri kertenkele türleride mevcuttur. Taş dinazor etrafında  bozulmamış doğal manzarasının yanı sıra çevre düzenlemesi yapıldığı taktirde ığdırın en önemli turizm cazibe merkezi haline gelecektir.
Apatosaurus:  (anlamı: aldatıcı kertenkele) Jura döneminin sonunda, yani günümüzden 140 milyon yılı aşkın süre önce  yaşadığı söylenmektedir  otçul dev boyutlu dinazor türü.
Dinazorlarla ilgili pek çok filmde ve kitapta kullanıldığı adıyla Brontosaurus da denen bu dev boyutlu dinazora, paleontoloji uzmanları, Apatosaurus adını vermişlerdir.
 
 
24-   MELEKLİ ŞAHMARAN TEPESİ:   Iğdır merkeze 5 km uzaklıkta iran, nahçivan, ermenistan, yolu üzerinde sol tarafta bulunan bu tepe tarihi açıdan oldukça önem arzetmektedir, ayrıca tepenin altında uçsuz bir mağara bulunmaktadır. efsanelere göre yılanların şahı ŞAHMARAN’ ın yöre halkından olan atebyle yaşadığı aşk bu tepede geçmiştir, şahmaranın yaşadığına inanılan tepe altındaki mağara 2002 yılında yüzeysel olarak üstü kapatılarak doldurulmuştur. melekli belediyesi tarafından çevre düzenlemesi yapılarak bu tepe üzerine şahmaranın heykeli yapıldığı taktirde ığdırın en önemli tarihi mekanlarından biri olacak ve asyanın önemli cazibe merkezlerinden biri konumuna gelecektir.
 
25-   TAŞBURUN KERBELAYİ İSMAİL ANITI VE AÇIK HAVA MÜZESİ:      Karakoyunlu ilçesi Taşburun Nahiyesinde bulunan bu yapıt yakın zamanda Azerbaycan konsolosluğu tarafından, yaptığı kahramanlıklarla tarih sayfalarında adından söz ettiren Kerbelayi İsmail adıyla tanınmış ünlü halk kahramanının mezarı üzerine yapılmıştır. Anıt Iğdır il merkezine 20 km uzaklıkta olup bölge tarihi açısından önemli bir statüye sahiptir.
 
 
26-   MELEKLİ AÇIK HAVA MÜZESİ:   Arkeologların yaptıkları kazılar sonucunda ortaya çıkarılan buluntuların ve kapalı mekanlarda sergilenmesi mümkün olmayan yapıt ve kalıntıların açık alanda sergilenmesidir. Örneğin Karakoyunlu açık hava müzesi.. melekli ve çevresindeki özelikle eski mezarlıklarda bulunan koçbaşlı ve diğer mezar taşları melekli asfalt üstünde bulunan mezarlığın bir köşesinde koruma altına alınarak hem tarimiz korunarak hemde müze haline getirilerek ığdır turizmine kazandırılabilir, konuyla ilgili tespit çalışmalarını ığdır Akud ekibi 2006 tarihinde yapmıştır bilgi alınması mümkündür.
Iğdırın Tarihi : ığdır ile ilgili olarak bugüne kadar yapılan çeşitli arkeolojik ve prehistorik (tarih öncesi) araştırmalar, bölgedeki yerleşmelerin insanlık tarihi kadar eski olduğunu, bölgenin bir çok medeniyete ve uygarlığa beşiklik ettiğini ortaya koymaktadır. Iğdır Ovası'nda bulunan kara obsidiyen taş aletlerle, çakmak taşından yapılmış aletler, mezolitik(yontma taş) devrin bölgede de yaşandığını göstermektedir.Iğdır ili ile ilgili olarak bugüne kadar yapılan çeşitli arkeolojik araştırmalar sonucu, Iğdır bölgesine ilk yerleşen kavim Orta Asya'dan (M.Ö. 4000) tarihinde gelen Hurriler'dir. Asyanik adı altında isimlendirilen bu toplulukla birlikte gelen diğer kavimler önce insanlık açısından önemli olan polan madenleri ve yazıyı keşfetmişlerdir.  
Iğdır ve civarı Kral Menua (810-785) zamanında Urartular'ın hakimiyetine geçtiği Karakoyunlu ile Taşburun arasındaki Çölegert dolaylarında, Bulakbaşı ve Kazancı Köyleri arasında adı geçen kral adına yazılmış Urartu Kitabeleri'nden anlaşılmaktadır. Iğdır ve çevresinde 200 yıldan fazla hakimiyet süren Urartular zamanında tarım alanında büyük ilerlemeler kaydedilmiş, bir çok kanal ve bentler yapılmıştır. Bu canlanma daha sonra bölgeye gelen saka ve diğer Türk grupları zamanında da devam etmiştir. Bölge M.Ö. 4. Yüzyılda 200. yılına kadar bağımsız yaşamışsa da bu tarihten itibaren Selefkoslular Devleti'nin hakimiyetine girmiş bu devletin yıkılmasına müteakip küçük Arsaklı Devleti kurulmuş daha sonra bu devletin yıkılması ile (M.S. 439) bölge Sasani hakimiyetine geçmiştir. 646 yılında Müslüman Arapların, 1064 yılında da Selçuklu Birliklerinin hakimiyetine geçmiştir.
          Bu devirden sonra bir çok Türk Boyu'nun yerleştiği Iğdır ve çevresi Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Kayı' lara da yurt olmuştur. 1239 da Moğollar'ın, 1238-1256 yıllarında Çingizler'in, 1256-1355 yıllarında İlhanlılar' ın, 1357 de Celayırlılar, 1379 da Karakoyunlular 1386 ile 1405 yılları arasında Timur'un egemenliğinde Türkmen Beyleri tarafından yönetildi. Iğdır ili 1406 yılında Karakoyunlular, 1469 yılında Akkoyunluların hakimiyetine girmiş,  Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan  Aras boylarını ve Iğdır Ovasını kendisine kışlak merkezi yapmıştır. Bölge 1502 sefaviler, 1514 Osmanlı imparatorluğu, ve 1736 tarihli istanbul anlaşmasıyla revan eyaleti ile birlikte İran’ a bırakılmış,  1736 tarihli İstanbul antlaşması ile Revan eyaleti ile birlikte Sürmeli Çukuru İran'a bırakılmış 1827 “surmarin üzeydi”. (Sürmeli Sancağı) adıyla Rusların ve 1920 anavatan topraklarına katılmıştır.
 
TURİZM YÖNÜNDEN IĞDIR AĞRI DAĞI:Kutsal kitaplarda tufandan sonra nuh’un gemisinin karaya oturduğu yer olarak bilinen Iğdır Ağrı Dağı bir çok dinin çıkış merkezi olarak anılmaktadır. Ağrı Dağı yalnızca dağcıların kutsal mabedi değil, inananların da Hac yeri olarak ziyaret ettiği bir dağdır. Kutsal kitaplar Ağrı Dağı’nın adını Nuh Tufanı ile anarlar. Bu efsane -Nuh Efsanesi- ilk Musa Peygamber’in yazdığı Tevrat’da geçer: “Ve gemi yedinci ayda, ayın onyedinci gününde Ararat Dağları üzerine oturdu.” Türkiye’nin Çatısı olarakta adlandırılan Ağrı Dağı. Yedi ülke toprağının sınırlarının birleştiği bir düğüm noktasıdır. Açık havalarda buz kristalinden takkesinden dünyanın 400 kilometre çaplı bir toprağı yani Türkiye, Ermenistan, İran, Nahçıvan, Azerbaycan, Gürcistan, Kafkasya görülebilir. 
DAĞCILIK VE DOĞA SPORLARI:
Nuh'un gemisinin bulunduğu iddia edilen Ağrı Dağı 5165 metre zirvesi ile Türkiye ve Dünyada en büyük (Dağ) konumundadır. Üstündeki eksik olmayan karı ile yabancı turistlerin ilgi odağı haline gelen Ağrı Dağı  Dağcılık ve yürüyüş sporları için ideal bir yerdir. 2003 yılında kısmen de olsa turizme açılan Ağrı Dağına binlerce yerli ve yabancı turist tırmanış gerçekleştirmiştir. 2003 yılında yöremiz herkese kapısını açmış bir Ağrı Dağının hayaliyle yaşamaktadır. Çünkü yabancı ülkelerden gelen taleplerin fazlalığı ülkemiz ve yöremiz turizmi açısından büyük önem arzetmektedir.
Iğdır  Valiliği tarafından ığdır il merkezine 14 km ozaklıkta bulunan Pamuk Dağı  Kayak Tesisleri Projesine  2010 yılında başlanmış olup 2012 de bitirilmesi düşünülmektedir. Kayak Merkezi Projesi ve buna mütakip Havalanı  bitirildiği taktirde  Nahçivan, Tahran, Tebriz, Erivan, Tiflis, Bakü, gibi bir çok önemli şehre yakınlığıyla bilinen ığdır bölgenin turizm ve doğa sporları merkezi olma yolunda ilerleyecektir.
 
 
IĞDIR AĞRI DAĞI ROTALARI          
1-ığdır Korhan ( BABEK ) Rotası                                                                                                                                             2- ığdır küp gölü  (A. KARACA) Rotası                                                                                                                           3- Aralık  (Atabey Seyhan) Rotası
KAMP YERLERİ VE DAĞ EVİ
1-     Korhan Yaylası dağ evi (Doruk ERDENER Kampı) 
2-      Cube Lake (M. Metin Ozen) Camp Mountain House in 3476 m
TIRMANILAN ROTA : Korhan yaylası (D. ERDENER kampı1950 m.), Karakolun güneyindeki yamaçta yer alan ve su deposunun altından başlayan patika (bu patikadan aynı zamanda su deposuna Kum Düzünden su isale edilen boru hattıda geçmektedir) takip edilerek Kum Düzüne ulaşıılır. Kum Düzü (3380 m.). Kum Düzünün Güneydoğusunda yer alan ve yaklaşık Kuzey- Güney uzanımlı Yusufbey Sırtı takip edilerek 1. kamp yerine varılır. (M. Metin ÖZEN Kampı )3476 m) 1. Kamp- Yusufbey Sırtı (3680 m.). 1. Kampın Güneyinde yer alan ve yaklaşık Kuzeybatı- Güneydoğu uzanımlı sırt takiben 2. Kamp yerine. 2. Kamp (4180 m.). 2. Kamp yerinden itibaren muhtemel rota; Kamp yerinden itibaren Güneydoğuya uzanan sırt takip edilerek veya yan geçilerek buzula girilir, buzulun eğimine bağlı olarak genelde önce güneydoğu istikametinde, sonra güneybatı istikametinde hareketle 1. platoya ulaşılır. Buradan yine güneydoğu yönlü hareketle 2. platoya çıkılınca hemen güneydoğuda görülen zirveye çıkmak mümkün olabilir.
ÇIKIŞLA İLGİLİ BİLGİLER
Yük taşıyıcı at için:
3200 Metreye kadar: Gidiş-Dönüş=150.00 YTL (At başı)
3700 Metreye kadar: Gidiş-Dönüş= 200.00 YTL (At başı)
Korhan Yaylasına kadar :
Minibüs seferi = 60.00 YTL (Servis başına)
irtibat için  il temsilciliği
İRTİBAT:
GSİM: (0476) 227 79 91   
ÖNEMLİ TELEFONLAR:
İl Jandarma Kom.: 0467 227 64 15- 227 64 48
Korhan Jandarma Karakolu: 0476 411 31 88
TDF. İl Tem : 0544 411 08 98
AĞRI DAĞI GPS KOORDİNATLARI                                      
1- Kum düzü ( 3360m ) - 38 S MK- 37513- 00413
2- Yusuf Bey Sırtı Girişi (3400m.) 38 S MJ - 38040 -99580
3- 1.Kamp (3705m) 38 S MJ - 38328 - 98664
4- Sırt Hattı 1) 38240 -98140 2) 38520 -97980 3) 38460 -97920
5- 2.Kamp ( 4240m) 38 S MJ - 38891-97552
6- Buzul Hattı 38 S MJ 4310m. - 39160 -97480  4470m. - 39100 -96920  4620m. - 39360 -96640  4785m. - 39160 -96120
7- İnönü Platosu (5040m.) 38 S MJ 39600 95480
8- 3.Kamp ( 5020 m.) 38 S MJ 39610 - 95458
AGRI DAĞI ZİRVE (5137m.) 38 S MJ - 39860 – 95060
 
ASYANIN ORTAK SEVİNÇ NİDASI NEVRUZ      
          Dostluk ve sevgi günleri diye anılır bayramlar, kırgınlıkların unutulduğu, küskünlüklerin bir yana bırakıldığı günler, Onun için bayram günlerinde ne olursa olsun belli bir iyimserliğin yayılmasına çalışılır. Tatlı yiyip tatlı konuşma, anlayışlı olmaya çalışmak, bizim birbirimizden güzel bayramlarımıza has bir üsluptur, işte tüm bu iyimserliğin sergilendiği kardeşliğin, paylaşmanın ön plana çıkarıldığı bu güzel bayramlarımızdan biriside nevruzdur
İçinde bulunduğumuz Mart ayı,   bahar mevsiminin başlangıcı   gibi güncel  konular hemen aklımıza NEVRUZ’ u getirir,  
GENEL BAKIŞ:  NEVRUZ , Türkiye’nin de içinde bulunduğu büyük bir coğrafyada; genel olarak kuzey yarım kürede Adriyetikten Çin seddine kadar olan bölgede, özellikle de, Orta Asya’da, Anadolu’da, Kafkaslarda, Orta Doğu’nun bir bölümünde farklı ırklara mensup halklar ve milletler tarafından çeşitli tören ve eğlencelerle kutlanan ortak bir kültür öğesidir nevruz;
  Aynı topluluklardan  Türklerde bir doğa var oluş, diriliş, yeniden yapılanma  bayramı olarak nitelendirilen  Nevruz Şia, Sünni, Alevi, Bektaşi, gibi Türk topluluklarında sultan nevruz iran ve orta doğunun bir bölümünde ali bayramı(yüce bayram) adıyla bilinir. Kazak, Kırgız  ve  Tatarlardan sultan noruz,  olarak adlandırılır. Batı Trakya Türklerinde sultan Mevriz olarak adlandırılan bugün Anadolu’da yada Anadolu dışında Mart 9 u olarak ta kutlamaktadır.
Kısacası Nevruz;  tüm Asya, Anadolu, Kafkasya, Ortadoğu, halklarınca mitolojik destan ve efsanelerle süslenmiş ve  çeşitli kültür ortamlarında biraz farklı bir içeriğe sahip olsa bile sonuçta yine yeniliği başlangıcı temsil etmektedir. Bu nedenle Nevruzu geniş bir coğrafyada  yaşayan çeşitli toplulukların  ortak kültür öğesi ve ulusal kaynaşma vasıtası olarak özetleyebiliriz.
 
BİLİMSEL AÇIDAN NEVRUZ: Güneş yıllık zahiri hareketleri zamanı, Mart ayının yirmibirinde (bazen yirmisinde) ekvatoru keserek, dünyanın güney yarımküresinden kuzey yarımküresine geçer. Bu zamanda güneş tam ekvatorda olduğundan, her yerde gece ile gündüz eşitlenir, yer yüzünün kuzey yarımküresinde ekonomik bahar başlar. Buna göre de güneşin Mart ayının yirmibirinde ekvatoru kestiği noktaya, yaz beraberliği noktası denir. Bu nedenlede eski Türklerin kullandığı 12 hayvanlı takvim  ve İranlıların kullandığı celali takvime göre nevruz (21 mart) yılbaşına (il dönümü) denk gelmektedir.
 
 
IĞDIRDA NEVRUZ kutlamaları
Yöremizde asırlardan beri kuşaktan kuşağa aktarılan nevruz geleneğinde son cemrenin toprağa düşmesiyle   bütün doğa kış uykusundan uyanır,  tabiat ak giysisini çıkarıp yeşil kıyafetini giymeye başlamasıyla nevruz bayramı başlamış olur ve böylece insanında kanı hareketlenerek, ruh hali yükselir ve ekmek, biçmek, kurmak, yaratana şükranda bulunma isteğinin artar.  Ayrıca kutlamalarda yemekler tatlılar pişirilerek yeddi nevinler dağıtılır ve evlerden şenlik sesleri yükselmeye başlar.     Nevruzun çok geniş kapsamlı bir bayram olduğu yadsınamaz bir gerçektir, kutlamalar bir hafta önceden başlar önce çocuklar sonra gençler ve son olarakta büyükler arasında kutlanır ayrıca uzak yerlerde olanlar ise mümkün olduğu kadar bayramı ata ocağı dedikleri baba evinde geçirirler , Yöre halkı Bayramı özellikle birbirilerine yaptıkları ziyaretlerle kutlarlar. Bu ziyaretlerde birbirilerine dargın olanlar barışır,    küçükler büyüklerini,   sihatli olanlar, hastaları ziyaret ederler.  Yoksul insanlara, yetimlere, kimsesizlere yardımlar edilir ve yakın zaman zarfında dünyadan göç eden merhumların evlerine toplu ziyaretler yapılarak yas halindeki yakınlarının tesellisine çalışılır ve acıları paylaşılarak küçültülür. Böylece yöre halkı aralarındaki anlaşmazlıklar, sıkıntı ve acılarını eski yılda bırakıp yeni yıla temiz kalp, sağlam düşünce, güzel dilekler ve barış niyetleri ile girerler...
Nevruz Bayramı halkımıza büyük bir manevi güç olduğuda yadsınamaz bir gerçektir. Çünkü bayram arifesinde son çarşamba günü herkes kötü söz orucuna girmiştir. Bu günde kimse kötü bir söz söyleyemez, dedikodu yapamaz, evlerde, bahçelerde, balkonlarda hep iyi şeylerden bahsedilir. Allah dergahında samimiyetle dua edilir, arzular,istekler dile getirilir. Buradaki amaç kapıdan, pencereden, perde arksından kulak falına çıkan komşuların, yürek açan sözler ,hayır bereket arzusu ve allah kelamı duyması içindir.  Buradanda anlaşılacağı gibi yöremizde kutlanan bu güzel bayramda yanlızca insanlar kendi ailelerini değil başkalarını da kapsıyor, önemsiyor ve onlarında huzur ve refahını arzuluyor. Böylece nevruzun hem insani hemde çok soylu bir bayram olduğu ortaya çıkıyor.    Yöremizde Nevruzla ilgili inançların temelinde tüm Avrasya halklarında olduğu gibi  Toprağa olan sevgi ve tarımsal iş gücüne karşı duyulan isteğin yanı sıra bolluğa ve refaha kavuşmanın sadece alın teriyle sağlanabileceği düşüncesi vardır.
            
 
                                  IĞDIRDA NEVRUZ KUTLAMA AŞAMALARI
          İçinde bulunduğumuz mart ayı, bahar mevsiminin başlangıcı gibi konular hemen aklımıza NEVRUZ’ u getirir,   nevruz diğer bayramlarla kıyaslandığında nevruzun çok soylu ve kapsamlı bir bayram olduğu ortaya çıkmaktadır nevruz  kutlamaları genelde 21 mart öncesinde 15 gün önce başlar ve 7 aşamadan oluşur.
1-            - Birinci aşama  Kötü Söz Orucu aşamasıdır,  yöre halkı genelde bayram öncesi 15 gün önceden başlayarak kötü söz orucuna girer, nevruzda kötü söz konuşmak nevruz geleneğine ters düşer ve günah sayılır, herkes geçen yılın sıkıntılarını, acılarını olaylarını unutmaya çalışır, küs olanlar  barıştırılır.       Buradaki amaç geçmişte yaşanan bir takım olaylar unutulsun dargınlıklar bir yana bırakılsın yeni yıla sağlam düşünce, iyi niyet ve barış içinde girip baharı sevinçle karşılama  ve o yılın daima güler yüz barışçıl, bolluk ve bereketle geçmesi temennisidir.
2-            -  ikinci aşama Genel Çevre Temizliği ve ateş kültü  aşamasıdır, yöre halkı evde bahçede genel bir temizlik yaparak geçen yılın acısını, sıkıntısını,  uğursuzluklarını evden çıkarıp geride bırakılması düşüncesi vardır,  evde ve bahçede yeni düzenlemeler yapılarak ,  yeni yıla yeni umut ve yeni düzenle başlarlar. ayrıca bahçelerde zor kıştan arta kalan  çalı çırpılar yakılarak (alev alev) ateş üzerinden atlanır.                      Buradaki amaç ev halkının yapılan çevre ve düşünce temizliğiyle   geçmişte yaşanan bir takım sıkıntıların geride bırakılarak ateşte yanması düşüncesiyle yeniden yapılanma sürecinin başlatılması düşüncesi vardır.                                                                
3-           - Üçüncü  aşama Ölü Bayramı (kabir üstü) aşamasıdır, yöre halkı bayram kutlamalarına girmeden önce mezarlıklara topluca giderek önce ölüler yad ederler, mezarlıklarda genel çevre temizliği yapılır,  çiçekler ekilir,  tozlanan mezar taşları yıkanır kuranlar okutturulur ve evlerde hazırlanan yiyecekler mezarlıkta halka dağıtılır,       Buradaki amaç yakın zaman ve geçmişte aralarından ayrılan yakınlarının da yad edilmesi ve burada da bir bayram havasının estirilmesi düşüncesi vardır.
4-          - Dördüncü aşama Çocuk Bayramı aşamasıdır.  bu bayramda çocuklara özel bir gün ayrılarak çocuklarda bayram şenliğine dahil edilir, ogünde çocuklara ayrı ilgi, güler yüz gösterilerek konu komşu ve ev halkı büyüklerince  çocuklara kırmızı yumurtalar ve (bayramçalık) hediyeler verilir yoksul ve yetim çocuklar   sevindirilir,
5-           -  Beşinci aşama Gençlere ayrılmıştır, yörede gençler mendil atarak bayramı kutlarlar, genelde komşu evlere gidilerek kapı yada pencereden bir ucu iple bağlı mendil atılır içeriye,  ev halkı bu mendillere güzel hediyeler bağlar, eğer kızlar mendil atanın sevdiği kişi olduğunu anlarsa daha özel hediye bağlar mendile,  evdekiler  tarafından bu durum hissedilse bile o gün sevenler hoşgörüyle karşılanır. Ve aynı gece gençler için bir başka özellik taşır, genelde kulak falına çıkan genç kız yada erkekler, evlere giderek kapı yada pencere arkasından evde konuşulanlara kulak vererek dilek tutulur,  eğer evde güzel şeyler konuşuluyorsa tutulan dileğin hayra alamet olacağına inanılır, Ayrıca yeni evli çiftlere ev büyükleri tarafından ev, eşya  yada toprak gibi hediyelker bağışlanır.   Buradaki amaç yeni evlilerin yıla bereketle sevinçle ve özgüvenle girmesini sağlamak ve  seven gençlere de daha anlayışlı  davranıp doğru karar vermelerine yardımcı olmaktır.
6-            -  Altıncı aşama  Hasta olanları kapsar, yöre halkı toplu halde aynı mahallede bulunan hastaları ayrı ayrı ziyaret eder, onlara hediyeler götürerek  morallerinin yükselmesini sağlar ve kalplerde Allahtan şifa huzur ve refah dilenir. Ayrıca yakın zamanda ölenlerin aileleri topluca  ziyaret edilerek acıları paylaşılarak küçültülür sıkıntıları giderilerek bayrama moralle girmeleri sağlanır.     Buradaki amaç hasta olanların morallerinin yüksek tutularak evde bayram havası estirilerek hastanın bir an önce sağlığına kavuşması ve yakınlarını kaybeden ailelerin bayrama üzüntüyle girmemeleri düşüncesi vardır.
<SPAN style="FONT-SIZE: 12pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: 'Arial Narrow','sans-serif'; mso-fareast-font-family: 'Arial Narrow'; mso-bidi-font-family:










yorumlayorum ekle


Yorumlar


  henüz yorum yok








======================= =========== ================================== ============================= ========================== ============================= ============================ ==================================== ============================================================== ================= ====================================================================================