Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
================================================================
2.34
2.88
0.00

Erbakan Malkoç; Bu günkü başarımın mayası Göle’dir.

Erbakan Malkoç; Bu günkü başarımın mayası Göle’dir.

Göle’nin yetiştirdiği önemli bir değer Erbakan Malkoç’la başarı serüvenini konuştuk, Göle’den kalkıp S. Arabistan Kralı’nın özel binek aracının iç dizaynını yapan tasarımcı

3 Temmuz 2012 17:25
font boyutu küçülsün büyüsün


Göle’nin yetiştirdiği önemli bir değer Erbakan Malkoç’la başarı serüvenini konuştuk, Göle’den kalkıp S. Arabistan Kralı’nın özel binek aracının iç dizaynını yapan tasarımcı

iş adamı Malkoç, hayat hikâyesini, iş başarısını siz Siyasal Birikim okuyucularına açtı.

Geçinmek için okumak için çalışmak için umut yolculuğuna çıkan bir Dengeli (Abur) köylüsü…

11 çocuklu ailenin ferdi, ayağında bir kara lastik, üstünde bir kot pantolon, doğduğu topraklardan hiçbir umudu olmayıp İstanbul’a göç eden bir Göle’linin ülkenin kuzeydoğusundan başlattığı başarı koşusu; Dizayn VİP’i Türkiye ekonomisinin tepelerinde tutan bir başarı öyküsü.

S. Birikim: Sayın Malkoç, Göle’den çıkıp dünyaya ulaşmak nasıl bir duygu? Dizayn’ın öz geçmişinden banseder misiniz?

E. Malkoç: Göle deyince samimi olarak söylüyorum, tüylerimin dipleri diken diken oluyor. Bülbülü altın kafese koymuşlar ille de “Vatanım…Vatanım…” demiş.

Göle’nin Abur köyünde doğdum. İlk okulu Abur’da okudum. Evden okula vardığımda üzerimdeki buzların çözülmesini bekleyen bir çocuktum. Çocukluk anılarımı, doğduğum toprakların kokusunu şu an bile oranın çok fazla özlemini çeken bir insanım.

Dünyanın birçok yerine gittim. Çin’inden Amerika’sına kadar pek çok ülke gezdim.  Ama yine de Göle diyorum. 10 yaşında ailemle beraber Göle’den İstanbul’a göç ettik. İstanbul’a geldiğimizde,  Erbakan Malkoç bir otomobil tamirhanesinde çalışmaya başladı. O yıllarda otomobillere çok büyük merakım vardı. Bu ilgimden olacak ki otomobiller konusunda, onların her şeyini ismim kadar iyi bilir bir hale geldim. Bize alaylı derler. İşin temelinden geldik. Dolayısıyla Dizayn VİP’in temelinin atılış zamanı o zamandı. Allah nasip etti 1992 yılında kendi şirketimi kurmayı başardım. O günden sonra Dizayn VİP dünyada otomobillere ekstra ne yapılabiliyorsa en iyisini yapmayı başardığımız için  bu günlere geldi.

###23 Ülkeye İhracat Yapıyorum.

Bugün ise Dizayn VİP 23 ülkeye ihracat yapan, dünyanın her yerinde müşterisi olan ve dünyanın pek çok ülkesindeki en önemli yöneticiler ve en tanınmış insanlara hizmet veren bir şirket. Türkiye’de ise ülkenin en tanınmış, en çok bilinen iş adamlarından, sanat ve spor camiasına, bürokratlardan seçilmiş politikacılara kadar çeşitli sektör ve alanlarda bulunan kişilere hizmet veren, bu insanların özel otomobillerini üreten bir şirkettir.

Dizayn VİP bugün Dünya çapında ödüller almış bir şirket haline geldi. Türkiye’de tüm Quality (kalite) yarışmalarında Türkiye birincisi olan bir şirket… Amerika’da da Çin’de de olsa konumuzla ilgili mutlaka Dizayn VİP’in ismi geçer, bilinir. Bugünkü başarımın mayası Göle’dir. Göle’de, her şeyin farkına vararak İstanbul’a göç ettik.

S. Birikim: Biraz özel yaşamınız, duygularınız?

E. Malkoç: Dedim ya Göleli olmak, orada köy çocuğu olmak, orada ki ezilmişliği görmek, oradaki yoksulluğu yaşamak insanları olgunlaştırıyor. Bunları görmek burada beni daha fazla çalışmaya itti.

Hep nasıl iş öğrenbilirim, nasıl zanaat öğrenebilirim çabasında oldum. Belki ben Göle’de bu duyguları bu sıkıntıları yaşamamış olsaydım bugünkü gelmiş olduğum noktaya bu kadar hızlı gelemezdim.

S. Birikim:  Birazda GÖLELİ’ nin sosyal psikolojik yapısını irdelesek, konuşsak?

E. Malkoç:   Evet! Ah! Göle’nin düzünde, dananın peşinde koşsam diyorum. Bu hissi tarif edemem bunu Göleli olan bilir ancak.

Göle’nin kalkınabilmesi için ilk önce insanlarımızın kendi beyinlerindeki tabuları yıkmaları gerek. Siz hayata tek bir pencereden bakarsanız ancak pencerenin size gösterebildiği kadar manzarayı görebilirsiniz. Ama odanın diğer pencerelerinden de bakarsanız, onların da başka noktalara başka manzaralardan baktıklarını görürsünüz.

İşlerimin yoğunluğundan dolayı, ne yazık ki şu zamana kadar Göle ile pek içli dişli olamadım. Ama şu zamana kadar gördüğüm, Gölelilerin tek pencereden hayata baktığıdır.

S. Birikim: Göle’nin iktisadi yapısı hakkında neler söylemek istersiniz?

E. Malkoç: Şu ana kadar ki gözlemlerime göre Göle’nin kalkınması için pek ciddi bir atılımın olmadığını görüyorum. Artık buna yönetimsel sorunlar mı  dersiniz, yönetilen insanların sorunu mu dersiniz, bölgesel koşullar mı dersiniz, bölge iklim koşullarımı dersiniz…

Oysaki Dünya çok hızlı gelişiyor. İletişim çok hızlı, dünya çok küçüldü.

Dünya ne kadar diye soruyorlar, önümüzdeki bir bilgisayarın ekranı kadar diyoruz.

Artık bir tuşa dokunduğunuz zaman tüm dünyayı ayağınızın altına getirebiliyorsunuz. Şartlar çok farklı. O yüzden biz Göle’yi çok hızlı bir şekilde geliştirebiliriz.

Göle’yi hem ülkemizin en önemli merkezlerinden biri haline getirebilir hem de dünyanın bilinen, tanınan bir merkezi haline getirebiliriz. Çünkü Göle’de çok imkân var.

S. Birikim: Tam da bu noktadan sözünüze kuvvet, Göle’nin potansiyel zenginlikleri, imkânları ne?

E. Malkoç:  Göle’ye eskiden insanlar 25-30 saate seyahat edebiliyorlardı şimdi ise uçakla 2 saatte varabiliyorsunuz. Bir kere kış turizmi yapılabilir. Onun için, mesela kayak tesisleri yapılmalı… Bu noktada siyasilere iş düşüyor. Hükümete proje vermeliler. 

            Diğer yandan  Almanya’da olsanız bile 3 saat sonra Göle’desiniz. Dolayısıyla şartların bu kadar iyileştirildiği bir dönemde Göle’nin iyileşmeme sebebi nedir acaba? Bunu araştırmamız gerekiyor. Yani niye Göle kalkınamıyor?

Göle halkı neden kalkınamıyor? Neden hala çok ciddi bir fakirlik söylemleri var? Hala daha beyinlerimizi bir türlü değiştiremiyoruz. Neden hala ‘armudun sapı, üzümün çöpü’,  “o   onu demiş bu bunu demiş” in  derdine düşüyoruz? 

Bizim için önemli olan ne ‘bağcı mı üzüm mü?”

Şahsen Göle’nin hala daha bağcıyla uğraştığını görüyorum. Kardeşim bizim bağcıyla işimiz yok biz üzümü yemenin derdine düşmeliyiz. Neden biz üzümümüzü yiyemiyoruz?

Bugün Göle’ye baktığımızda ciddi anlamda hayvancılık ve tarım potansiyeli olduğunu görüyoruz.

###Kaz Göle’nin kalkınma hamlesi olabilir

Bizim kaz etimiz var. Restoranlarda,  Göle kazını, Kars kazı diye müşterilere sunuyorlar. Bugün Göle’de her evde 50-100 adet kaz rahat rahat yetiştirilebilir.

İnsanları teşvik edin. Bırakın insanlar üretime katılsın. Bölge ekonomisi için ciddi bir katma değer yaratsınlar.

Bizim insanlarımız,  aza kanat getiren karnımız doysun,  üç beş kuruş gelirimiz olsun diyen insanlar. Fazlasında gözleri yok. Ama bugün, uzaktan Göle’ye baktığınız zaman

herkesin bencillik peşine düştüğünü, mevki-makam ve koltuk peşinde olduğunu görüyorsunuz.

Böyle olursa, bir ilerleme kaydedilemez.  ‘Ben demeyeceğiz, biz diyeceğiz’ bir bütün olacağız. Ancak öyle olur.

###17 Festival Göle’yi tartışmaya açtı

S. Birikim: Kaşar festivalleri hakkında düşünceleriniz alabilir miyiz?

E. Malkoç: Sağ olsun Mustafa Küpeli abimiz geldi. Göle için büyük çabaları var. Bunu görüyorum. Göle Kaşar Festivali için destek sunmamı istedi. Tüm samimiyetimle yardımcı olmaya çalışıyorum. Bu bence Göle’nin kalkınması için başka bir fırsat sunuyor. Bu amaçla sanatçı bulmaya çalışıyorum. Elimi taşın altına koyuyorum. Ama yardım etmeye çalıştıkça sanki birileri girme kardeşim diyor, geri itiyor. Burada ki amaç ne? Amaç Göle’yi ulusal ve uluslararası anlamada tanıtmak mı? Eğer buysa Göle’nin Ulusal ve Uluslararası anlamda ciddi bir tanıtım atılımına ihtiyacı var.

###Göle için iyi proje üretmek lazım. 

Göle’yi tanıtmak, dünyaya anlatmak için basını oraya götürmek gerekiyor. Mesela TRT gibi canlı yayınları götürmek lazım. Haber değeri taşıyabilecek insanları oraya götürüp onların sayesinde kendimizi insanlara anlatmamız lazım.

Bu sayede de Göle’nin peynirini tanıtmalı satış oranlarını artırmalıyız. Peynirin Göle’ye ticaret olarak dönmesi lazım. Ama benim şu ana kadar gördüğüm kadarıyla bu amaçların gerçekleşmesi uğurunda atılmış doğru adımlar olmadığı.

16 senedir festivalleri takip ediyorum bir değişim görmedim.  İnşallah bu yıl festival sayın Mustafa Küpeli’nin önderliğinde teşkil edecek. Hayrettin Şanlıtürk’ten örnek vereyim. O da Mustafa Bey gibi sevdalanmıştı. Göle aşkıyla yürüyordu. Ama adamı batırdılar. Kim Göle sevdasıyla tutuşuyorsa onu aşağı çekiyorlar herhalde. Göle hepimizin burnunda farklı tüten, hepimizin yüreğinde farklı bir sevdası olan, hepimizin gözlerini dolduran, tüylerini diken diken eden bir özlemdir. Göle’ye sevdalı olmak lazım, Göle’yi düzgün sevmek lazım,  Göle’yi karşılıksız sevmek lazım. Karşılıksız sevdiğin zaman mutlu olursun.

###Dünyya’nın her yerinde Göle’yi anlatıyorum

Aslında Göle bizim içinde iş yaptığımız dünyaya çoktan açılmış bir ilçe. Zira biz Dizayn VİP adına gittiğimiz her yerde Göle’yi anlatıyor, tanıtıyoruz.

Göle sevdası bende çok başka bir sevda.  O yüzen buradan sesleniyorum: Ne olur gelin birlik olalım, beraber olalım, bütün olalım ve gerçekten amacımız Göle’ye hizmet olsun. Ben hiçbir koltuk, mevki, makam istemiyorum. Sadece Göleli olmak istiyorum. Göle halkının yüzünün gülmesini istiyorum. Benim annem 11 çocuk doğurmuş Göle’de. İlk baharda çalının çırpının içinde doğurmuş, karın kışın içinde doğurmuş, yazın tarlada çayırda doğurmuş… Ya artık bu kader olmaktan çıksın. Göle’de ki analarımız, bacılarımız, kardeşlerimiz onlar da rahat etsinler. Bu onların hak ettikleri bir şey.

İnekleri elleriyle sağmasınlar, dünyada olduğu gibi makinayla sağsınlar. Bütün bunların en önemli noktası eğitimdir. Göle insanı eğitimli olsun. Eğitimli olalım. Ancak Göle’nin kalkınmasını bu şekilde sağlayabiliriz.

Bir festival yapıyoruz sanatçının kim olduğu, davulu zurnayı kimin çalacağı, türküyü kimin söyleyeceğini konuşuyoruz.Şayet mesele Göleliyi oynatmak zıplatmaksa Göleli her zaman oynayıp zıplıyor.

Mesele Göle’yi ulusal düzeyde tanıtmaksa,  bu orada çalınacak davul zurnayla olacak iş değil. Gerçekten ulusal basında yer alacak ulusal basını oraya çekecek insanlarla Göle’ye gitmeliyiz. İnsanlar Göle’yi bilsin, tanısın,  Göle’de üretilen ürünlerin tamamen organik olduğunu bilsin. Hayvancılıkta en iyisi olduğunu bilsin. Türkiye’de en güzel ormanlara sahip olduğunu bilsin.

İsmail Küpeli/İstanbul/Siyasal Birikim










yorumlayorum ekle


Yorumlar (1)
  • FAYSAL / 21 Mart 2013 19:32

    KÖR

    VALLA HELAL OLSUN BU ADAMA, BAZILARI GİBİ YURTDIŞINA KAÇMAMIŞ..







======================================= ======================================= ====================================== ====================================== ======================================= ======================================= ======================================= ======================================= ======================================= ======================================= ====================================== ====================================== ====================================== ======================================= ====================================== ======================================= ======================================= ========================================== ==========================================