
Ozan Ahmed Arif’in
Zemheride uzadıkça uzadı
Seni baharmışsın gibi düşünüyorum
dizelerini okudukça rahmetli nenemin eski ay adlarını saydığı zamanlar aklıma gelir. Ona on iki ayın adlarını say dediğimde avrıl, mayıs, gücük, diye saymaya başlayıp hem sırayı karıştırdığını hem zemheriye gelince yüzünü buruşturduğunu hatırlıyorum. Zemheri bizim oraların dayanılmaz soğuk mevsimidir. Belki o soğuktur bizim insanlarımızın tunç yüzlü kavrukluğu. O yüzden sıcağı arar dururuz. Hazirana erteleriz umutlarımızı. Yazı bekleriz ki canımız ısınsın. Zemheri uzar Göle’de. Cemreleri bekleriz zemheri sonrası. Cemreler, havaya, suya, toprağa düşer. Baharı düşünür bekleriz. Soğuk memleketin havası ve tunç kavrukluğundaki suratlarımızla. Koşar gibi hızlı yürürüz beyaz kar zeminde. Donmak ve donmamak arası bir şeydir yaşam bizim için.
Sonra sohbetlerimiz bir teneke sobanın çam kokulu sıcağına karışır gider. Buğuları tüten ince belli Paşabahçe bardağıyla birlikte tüter umutlarımız. Gökyüzünün ak beyaz bulutlarına karışır gider.
Hasta olmaya görsün zemheride biri. Telaş tipiye karışır. Çaresizlik donar gözlerimizin ayazında. Atlar koşulur kızaklara. Yola çıkılır. Göle mi yakındır Ardahan mı? Hangi doktora taşısak köpüklü at koşturmaları içinde titreyen canları. Göz gözü görmez kar ayazlarında, tozaklarda, tipilerde bir koşuşturmadır ki yaşam zemheri köylerinde.
İşte böyle kardeş. Zemheri uzamaya başlar memleketimde. Aralık içinden ocak sonuna. Uzar da uzar. Benim telaşım uzar zemheri gibi. Otun yetmemesi bir telaştır hayvanlarımız için. Kara bir düşüncedir samanlıkta samanın toz toz azalması. Ambarda unun bitmeye yüz tutmasıdır telaş. Tezeğin azalması telaşıdır zemheri. Aman ha ambarda un, samanlıkta saman, tayada ot bitmesin telaşı. Odunlukta odun, tezek bitmesin telaşı.
Eh biraz da bu telaştır bizim yaşam penceremiz. Ama o pencerenin içinde zemheriyi eritecek ateş var. Sevgi, sıcaklık dostluk var. Belki de bu yüzden hasretiz memleketimize. Kars’a Ardahan’a, Göle’ye.
Şimdi bu insanlar bir şairin şu dizelerinden nasıl zevk almasın?
“Nar gibi şeftalinin sırasıdır şimdi.
Haziran maziran derken çıkacak.
Adım deliye çıkacak.”
Nasıl da hazirana sevdalıyız.Ah şu zemheri yüzünden nasıl da haziran sevdasıyla yoğrulmuşuz.
Şimdi durup dururken bu zemheri yazısı nerden mi çıktı? Haberler kar yağdığını söylüyor. Takvimler Göle’de zemherinin yaklaştığını haber veriyor. Ve biz büyük kentlerde doğan çocuklarımıza zemheriyi, köylerden ilçelere orta okul okumak için o havada, o kış soğuğunda saçları buz tutarak okuma sevdasına haziran sevdası gibi asılan eski zaman öğrencilerini anlatmakta güçlük çekiyoruz. Saçların bıyıkların buz tutmasını, sıcağı görünce damla damla eriyip akmasını nasıl anlatacağız ki.
Saçaklardan aşağıya sarkan “buzdan kılıçlar” ı oyuncak bellediğimizi nasıl anlatacağız ki.
İşte zemherinin uzadığı gibi yazılarımız uzayıp gidecek.

Siyasal Birikim Gazetesi olarak bölgenin nabzını tutmak için 12 Eylül'de yapılacak anayasa Refarendumunda Kars Ardahan Iğdırlı Hemşehrilerimiz Aşağıdaki evet ve hayır veye Kararsızım tuşuna basarak görüş belli edebilirler