Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
Erhan Altun

Çentik

Erhan Altun

30 Haziran 2009
font boyutu küçülsün büyüsün


KENAN EVREN İNTİHAR EDERİM DEMİŞ


Deniz Baykal 12 Eylül yargılanabilir deyince konu siyasilerin gündemine zoraki girdi. ‘12 Eylül darbecileri yargılanmadan darbelere karşı tavır alınmış olamaz’ diyenler olduğu gibi, Darbecilerin yargılanmalarının yolunu açacak olan Anayasa’nın geçici 15. maddesi kaldırılsa da ‘12 Eylül darbecileri yargılanamaz çünkü zaman aşımı süresi yirmi yıldır oda doldu’ diyenlerde var.     

Demokrasi adına darbeye ve darbecilere karşı olmak, 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbelerinin yargılanması için samimi ve kararlı bir mücadelenin içinde olmayı gerektirir. Bir biçimde gerekçe yaratarak yan çizmek demokrasiden yana değil doğrudan darbecilerden yana tavır almak anlamına gelir.     

Denebilir ki; ‘Elbette darbeye ve darbecilere bizde karşıyız ama zaman aşımı süresi dolduğu için Anayasa’nın geçici 15. maddesi kaldırılsa da 12 Eylül darbecileri yargı önüne çıkarılamaz. Böyle sonuç alınamayacak bir süreci yaşamak Türkiye’ye, demokrasimize bir şey kazandırmaz.’      

Olmadı beyler. Geçici 15. maddenin kaldırılması darbecilerin yargı önüne çıkarılmasının önünü pekâlâ açar. Demokrasi mücadelesinin unsurları bunu olanaklı kılacak zemini yaratabilir. Bu bir yana, geçici 15. madde yaşamın her alanında 12 Eylül darbecilerinin kutsanmasının ve korunmasının da olanaklarını gerici, demokrasi karşıtı güçlerin ellerine kullanabilecekleri olanaklar sunmaktadır. Bu bakımdan, geçici 15. maddenin kaldırılması toplumda darbecilerin kutsanmasının ve korunmasının olanaklarının yok edilmesinin de ilk adımı olacaktır ki bu çok önemlidir. 12 Eylül’ün yargılanması yalnızca beş darbecinin yargı önüne çıkarılması değil, darbecilerin ve darbelerin bütün sonuçlarıyla toplum vicdanında mahkûm edilmesi anlamınadır da.      

12 Eylül darbecileri yargı önüne çıkarılmalı ve Türkiye’ye yaşattıkları kan dolu yılların hesabı elbette sorulmalıdır. İdam sehpasına gönderilen onlarca devrimcinin, sokak ortasında vurulan yüzlerce insanın, cezaevlerinde, işkence merkezlerinde öldürülen, sakat bırakılan, geleceği karartılan binlerce insanın, köyleri boşaltılan Kürt köylüsünün, ölümler yaşatılan Kürt aydınının hesabını yalnızca beş darbeci değil, onların emrinde gözlerini kırpmadan idam kararları, ölüm emirleri veren, işkence yapan herkes vermelidir.        

Bu da yetmez. Türkiye’nin birçok yerinde mahallelere, sokaklara okullara 12 Eylül darbecilerinin adı verilmiştir. Bu darbelerin, darbecilerin toplum önünde kutsanması ve meşrulaştırılmasının ifadesidir. Bunların ortadan kaldırılması toplum önünde darbe ve darbecilerin mahkûm edilmesi anlamınadır. İzmir İl Genel Meclisi ve Muğla İl Genel Meclisi 12 Eylül darbecilerinin sokaklara mahallelere, okullara verilmiş isimlerinin kaldırılması yönünde adım atmıştır. Bu, 12 Eylül faşist darbesinin ve darbecilerinin bütün sonuçlarıyla mahkûm edilmesi için toplumda bir hareketlenmenin olduğunun işaretidir. İşte bu toplumsal talebin gereği yapılmalıdır. Geçici 15. Maddenin kaldırılması toplumsal yönelimin önünde örülmüş barikatları da kaldıracaktır.      

Kenan Evren, “geçici 15. madde kaldırılırsa intihar ederim demiş.” Laf… 12 Eylül’ün başı olduğu yıllarda, “asmayalım da besleyelim mi?” derken, İşkence iddialarının karşısında “teröristleri başka nasıl konuşturacağız” diye cevap verirken, önünü ardını düşünmeden “vur emri verdim” dediği yıllarda günün birinde, eninde sonunda bütün bunların önüne geleceğini ve hesabını vereceğini bilmiyor olamazdı. Şimdi Geçici 15. Madde kaldırılırsa intihar ederim diyorsa buna laf denmezde ne denir.      

Ama şu tespitinin de altı çizilmelidir. “Geçici 15. Madde kaldırılırsa o dönemin subayları da yargılanacaktır.” Bütün subaylar değil elbet ama bu darbe ve uygulamalarında görev almış olanların yargılanması gerektiği kesinlikle doğrudur.     

O zaman bütün bu subaylardan hayatta olanlar da intihar eder mi?      

Laf bunlar. Boş laf.      








Bu yazı 2,364 defa okundu.




yorumlayorum ekle




Yorumlar (6)
  • tahsin güzel / 30 Ağustos 2010 17:03

    stalin

    "Sermaye, Sovyetler Cumhuriyetini yıkmayı başarırsa bunun sonucu ne olur? Bütün kapitalist ve sömürge ülkeler üzerine en karanlık gericilik çöker. İşçi sınıfı ve ezilen halklar tamamen susturulur, uluslar arası komünizmin mevzileri yok edilir" (Stalin; Komünist Enternasyonal Yürütme Kurulu Genişletilmiş VII. Toplantısındaki konuşmasından, )işte troçki bunu görememişti Marksizm, sosyalizm dendiğinde burjuvazinin öncelikle Stalin'e saldırmasının bir anlamı vardır. O da Stalin'in kararlı bir şekilde Marksist teoriyi başarıyla pratiğe uygulamasıdır. Dünya burjuvazisinin düşmanlığı buradan kaynaklanmaktadır. Marksizmin bir ütopya olmadığını, işçi sınıfının elinde devasa bir silah olduğunu, bu sınıfın dünya görüşü olduğunu ve burjuva dünya görüşünden her bakımdan üstün olduğunu göstermesidir.Burjuvazinin ve troçkistlerin Stalin'e düşmanlığı anlaşılır. Çünkü burjuva dünya sisteminin; kapitalist dünyanın parçalanmasında; ikiye bölünmesinde, devasa bir sosyalist ülkenin doğmasında Stalin'in önderlik payı tartışma götürmez. Her türlü zorluğa rağmen zorunlu olduğu için tek ülkede sosyalizmi inşa ederek dünya devrimi adı altında burjuvaziye teslim olmak isteyen troçkizmin ve sosyalizmi ortadan kaldırmak için saldıran faşizmin belini kıran Sovyet güçünün önderi Stalin'di.
  • şermin bulut / 20 Şubat 2010 21:56

    başınız sağolsun

    Erhan Bey,
    bugün üzücü haberi aldık, bizler de çok üzüldük. Allah rahmet eylesin. başınız sağolsun.
  • Hayati Koc / 30 Temmuz 2009 13:23

    Sosyal Fasism yanilgisi türkiyede tekrarlanmasin

    Sayin Erhan Altan, baz itirazlarima degindiginizden dolayi tesekkürler. Almanyada 1928e kadar stalinistlestirilen Komminist Partisi, Dimitrov`unda tezlerine daynan zihniyetle, Isci sinifinin birligini saglama yerine sosyal demokratlari sosyal fasistler olarak tanimlayip Isci hareketini böldüler ve böylece Nazilerin Iktidara gelmesini kolaylastirdilar. Asagidan ezilenlerin birligini saglayacagina soyut sag sol cephe mücadelesi yürüttüler, cünkü bagimzis politika yerine artik Isci sinifinin adina iktidari, binlerce Kommunistleri göstermelik mahkelerle imha ettikten sonra, alan Stalinizmin yurtdisi savuncusu haline düstüler. Ben Fasizm analizini Stalin tarafinda öldürtülen Ekim Devriminin tartisilmaz Lideri Leon Trockiden ögrendim. Sizede tavsiye ederim. Eserin adi: "Nasyonal Soyalizm nasil yenilir"
    Saygilarimla
  • ERHAN ALTUN / 10 Temmuz 2009 10:02

    TEŞEKKÜR EDERİM

    Öncelikle ilginize teşekkür ediyorum.
    Sorunun yeni insan için örgütlenmiş partinin öncülüğünde kitlesel kalkışmalarla ulaşılacak olunan yeni devlet ile birlikte çözüleceğine inananlardanım. Ancak bunun maddi koşulları bugun itibariyle yoksa, devlet sorunu çözüme ulaşıncaya kadar beklemeyi gerektirmez. Bu bakımdan12 Mart ve 12 Eylül'ün yargılanması demokrasi mücadelesinin bir talebi olarak ele alınmalı ve onun için mücadele edilmelidir.
    Faşizmin orta sınıf ve küçük burjuvazinin başvurduğu yöntem olduğu biçimindeki tespitinize katılmıyorum. Kapitalizmin emperyalist aşamaya ulaşmasının ardından tekelci burjuvazi gericileşmiştir ve faşizm tam da bu gericiliğin ifadesidir. Ben Dimitrov dan böyle öğrendim. Sizin tespitiniz emperyalizmle sorunu olan küçük burjuvazi vb. sınıfların faşist oldukları sonucuna ulaştırır ki bu doğru değildir.
    Darbenin faşist olup olmadığı ise darbecilerin hangi koşullarda ve kim için darbe yaptıklarıyla ilgilidir. 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin uluslararsı tekelci burjuvazi ve onların işbirlikçisi Türkiye tekelcileri için bizzat emperyalist irade ve denetimle yapılmış olmalarından dolayı faşist darbedirler.
  • Nurettin Önalan / 6 Temmuz 2009 18:27

    Darbe Karşıtlığında Bile Çifte Standart

    12 Mart yargılansın,12 eylül yargılansın,peki diğerleri.
    1960 Darbesi,28 Şubat post modern Darbesi ne olacak.
    Her ne yapacaksanız sivil ortamda yapacaksınız.Bu oyu nun temel kuralıdır aynı zamanda.Toplum senin düşün ceni beyenmedi,seni iktidar yapmad sabredeceksin.Ken
    dini iyi anlatacak,hatalarını gözden geçireceksin.Darbeye
    ihtilale gönül bağlamayacaksın.Ortamın bu şekilde ol
    gunlaşmasına çalışacaksın.
  • Hayati Koc / 6 Temmuz 2009 00:07

    Intihar Laf deyip gecmeyelim. Ölmesinde görsün bizi!

    Sayin Erhan Altunun bu yazisinda Darbecilerin Hesap vermesini somut taleplerle dile getirmesi cesur, dogru ve mantikli. Sizi bu adil üeretkenliginizden dolayi takdir ederim.Umarimki taleplerinizi pek yakinda hayata gecirmenin nasil oalcagini, yeni bir yaziniz yanisitir. Deginmek istedigim diger bir nokta ise Türkiyedeki Darbeleri Fasizmle tanimlamanizin sakincali oldugunu düsübüyorum, cünkü her Fasist darbecidir ama her Darbeci Fasist degildir. Yani Fasiszm ortasinif ve kücük Burjuvaziden olusan caresizligin sosyal ve kitlesel hareketidir. Bu caresizligin hareketi, Tekellerle Isici sinifinin arasinda kalan, tarihsel misyondan yoksunlugun sermayenin zorunlu tekellesmesinden dolayi giderek yok olmaya mahkum bir harketidir, Tekeller, Parlementarizm ve Askeri Darbeden sonra en son Tercih olarak onlara yatirim yaparak Fasistlerin siyasi iktidari üstlenmesini özümser, Bizim Türkiyemizde Kitlesel ve sosyal harekete dayanan bir Darbe degil, Kitleleri kanla bastiran Darbeler oldu ve hatta fasist MHP ve Ülkü Ocaklari bile kapatildii. Faisizm Kavrami maalesef uluslararasi boyutta enflesyona ugratildigina Sahit oldumbuyüzden Zorbalik ve Siddet esittir Fasizm olmamali! Düsmanimizi iyi tanimaliyiz. Ha, Kenan Evrene`de Laf olsun diye`diyelimki: Ölme, ölme`de gör bizi!
    Saygilarimla
    Hayati Koc
    Hayati Koc







Anket

Siyasal Birikim Gazetesi olarak bölgenin nabzını tutmak için 12 Eylül'de yapılacak anayasa Refarendumunda Kars Ardahan Iğdırlı Hemşehrilerimiz Aşağıdaki evet ve hayır veye Kararsızım tuşuna basarak görüş belli edebilirler

  • EVET
  • HAYIR
  • KARARSIZIM



   [ sonuçlar için tıklayın ]