
Deniz Baykal 12 Eylül yargılanabilir deyince konu siyasilerin gündemine zoraki girdi. ‘12 Eylül darbecileri yargılanmadan darbelere karşı tavır alınmış olamaz’ diyenler olduğu gibi, Darbecilerin yargılanmalarının yolunu açacak olan Anayasa’nın geçici 15. maddesi kaldırılsa da ‘12 Eylül darbecileri yargılanamaz çünkü zaman aşımı süresi yirmi yıldır oda doldu’ diyenlerde var.
Demokrasi adına darbeye ve darbecilere karşı olmak, 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbelerinin yargılanması için samimi ve kararlı bir mücadelenin içinde olmayı gerektirir. Bir biçimde gerekçe yaratarak yan çizmek demokrasiden yana değil doğrudan darbecilerden yana tavır almak anlamına gelir.
Denebilir ki; ‘Elbette darbeye ve darbecilere bizde karşıyız ama zaman aşımı süresi dolduğu için Anayasa’nın geçici 15. maddesi kaldırılsa da 12 Eylül darbecileri yargı önüne çıkarılamaz. Böyle sonuç alınamayacak bir süreci yaşamak Türkiye’ye, demokrasimize bir şey kazandırmaz.’
Olmadı beyler. Geçici 15. maddenin kaldırılması darbecilerin yargı önüne çıkarılmasının önünü pekâlâ açar. Demokrasi mücadelesinin unsurları bunu olanaklı kılacak zemini yaratabilir. Bu bir yana, geçici 15. madde yaşamın her alanında 12 Eylül darbecilerinin kutsanmasının ve korunmasının da olanaklarını gerici, demokrasi karşıtı güçlerin ellerine kullanabilecekleri olanaklar sunmaktadır. Bu bakımdan, geçici 15. maddenin kaldırılması toplumda darbecilerin kutsanmasının ve korunmasının olanaklarının yok edilmesinin de ilk adımı olacaktır ki bu çok önemlidir. 12 Eylül’ün yargılanması yalnızca beş darbecinin yargı önüne çıkarılması değil, darbecilerin ve darbelerin bütün sonuçlarıyla toplum vicdanında mahkûm edilmesi anlamınadır da.
12 Eylül darbecileri yargı önüne çıkarılmalı ve Türkiye’ye yaşattıkları kan dolu yılların hesabı elbette sorulmalıdır. İdam sehpasına gönderilen onlarca devrimcinin, sokak ortasında vurulan yüzlerce insanın, cezaevlerinde, işkence merkezlerinde öldürülen, sakat bırakılan, geleceği karartılan binlerce insanın, köyleri boşaltılan Kürt köylüsünün, ölümler yaşatılan Kürt aydınının hesabını yalnızca beş darbeci değil, onların emrinde gözlerini kırpmadan idam kararları, ölüm emirleri veren, işkence yapan herkes vermelidir.
Bu da yetmez. Türkiye’nin birçok yerinde mahallelere, sokaklara okullara 12 Eylül darbecilerinin adı verilmiştir. Bu darbelerin, darbecilerin toplum önünde kutsanması ve meşrulaştırılmasının ifadesidir. Bunların ortadan kaldırılması toplum önünde darbe ve darbecilerin mahkûm edilmesi anlamınadır. İzmir İl Genel Meclisi ve Muğla İl Genel Meclisi 12 Eylül darbecilerinin sokaklara mahallelere, okullara verilmiş isimlerinin kaldırılması yönünde adım atmıştır. Bu, 12 Eylül faşist darbesinin ve darbecilerinin bütün sonuçlarıyla mahkûm edilmesi için toplumda bir hareketlenmenin olduğunun işaretidir. İşte bu toplumsal talebin gereği yapılmalıdır. Geçici 15. Maddenin kaldırılması toplumsal yönelimin önünde örülmüş barikatları da kaldıracaktır.
Kenan Evren, “geçici 15. madde kaldırılırsa intihar ederim demiş.” Laf… 12 Eylül’ün başı olduğu yıllarda, “asmayalım da besleyelim mi?” derken, İşkence iddialarının karşısında “teröristleri başka nasıl konuşturacağız” diye cevap verirken, önünü ardını düşünmeden “vur emri verdim” dediği yıllarda günün birinde, eninde sonunda bütün bunların önüne geleceğini ve hesabını vereceğini bilmiyor olamazdı. Şimdi Geçici 15. Madde kaldırılırsa intihar ederim diyorsa buna laf denmezde ne denir.
Ama şu tespitinin de altı çizilmelidir. “Geçici 15. Madde kaldırılırsa o dönemin subayları da yargılanacaktır.” Bütün subaylar değil elbet ama bu darbe ve uygulamalarında görev almış olanların yargılanması gerektiği kesinlikle doğrudur.
O zaman bütün bu subaylardan hayatta olanlar da intihar eder mi?
Laf bunlar. Boş laf.

Siyasal Birikim Gazetesi olarak bölgenin nabzını tutmak için 12 Eylül'de yapılacak anayasa Refarendumunda Kars Ardahan Iğdırlı Hemşehrilerimiz Aşağıdaki evet ve hayır veye Kararsızım tuşuna basarak görüş belli edebilirler