Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
================================================================
2.22
2.77
0.00
Neşe DOSTER

DOSTER

Neşe DOSTER

12 Mayıs 2011
font boyutu küçülsün büyüsün


Songül ve Jonny’nin Düğünü


Aslında söze, daha doğrusu yazıya nereden başlayacağımı bilemiyorum. Ama geçtiğimiz günlerde eski bir dostumun oğlu evlenirken yapılan üç ayrı tören, üç özel merasim için yazar gönlüm, “öğrendiklerini, gözlemlerini okurlarınla paylaş” dedi. Cam kırıklarıyla dolu geçen günlere inat dedim, gönlümü kıramadım, sizlerle paylaşmak istedim. Bu yazının bir amacı da kına, nikâh ve düğün törenlerine katıldığım genç dostlarıma yaşamları boyu mutluluk ve sağlık dilemek. Telgraf niyetine ya da çiçek yerine.

Katıldığım törenlerdeki şıklık, geleneklere bağlılık, düzey, düzen, ilgi dört dörtlüktü. Beni yoğun ve tekdüze gündemden öylesine uzaklaştırdılar ki, seyahatten dönmüş gibi oldum. Ayaklarım yere zor bastı.

Jonny Akdoğan çok eski bir dostumun oğlu. Bu dostluk öylesine içten, yalın, yapmacıksız, sıcak ki ben her üç törende de yanlarında, yakınlarında, içlerinde oldum. Çok şey öğrendim. Yeni dostlar, yepyeni arkadaşlar kazandım.

Sırayla gidersek, söze kına merasimiyle başlamak isterim. Gelinin ailesi bu gecede tüm geleneklerini uyguladılar. Gelin güzelliği ve şıklığıyla göz doldururken, genç kızlar kına yakıp gönüllerince eğlendiler. Masalara dağıtılan bol bademli ekmek, bugüne dek görmediğim, bilmediğim ilginç bir gelenek olarak aklıma kazındı.

Kınadan iki gün sonra kilise törenine katıldım. Şapkalarıyla ve şık giysileriyle kadınlar ve erkekler bir moda defilesini çağrıştırdılar bana. Yeşil ve beyaz renklerin hâkim olduğu salona gelin babasının kolunda ve küçük nedimelerin eşliğinde girdi. Kilise korosunun seslendirdiği eserlerin salona yaydığı duygusallığı anlatmak güç, iyisi mi hiç denemeyeyim. Töreni yöneten rahipten aklımda kalanları paylaşmakla yetineyim.

“Siz birbirinizi seçtiniz. Tanrı sizi eziyet, günah ve kötülüklerden korusun. Sizleri birbirinize emanet ediyorum. Yapıcı, yardımcı ve merhametli olun. Bu arada evlenmek isteyip de evlenemeyen gençlere sesleniyorum, siz kararınızı verin, biz de size teşvik primi verelim!”

Dini törenin ardından düğünün yapılacağı salona geçtik. Salona sadelik ve zarafet hâkimdi. Jonny’nin babası Dikran Akdoğan’ın, kendilerini yalnız bırakmayan ve bir bölümü de yurt dışından gelen yakınlarına teşekkür ederken söylediği şu söz, özellikle dikkatimi çekti: “Sevgili gelinimiz Songül artık bizim kızımızdır ve Akdoğan ailesinin yüreğine emanettir”.

Başta gençler olmak üzere tüm insanların birbirlerinin yüreğine emanet olduğu bir dünya özlemi, ne kadar da güzel olurdu değil mi?













yorumlayorum ekle




Yorumlar


  henüz yorum yok








====================================== ======================================= ======================================= ====================================== ====================================== ====================================== ====================================== ======================================= ====================================== ======================================= ======================================= ==========================================